...
Okulun başlamasının ardından koskoca bir dönem geçmiş, vizeler bitmiş finaller başlamıştı. Murtaza’nın bölümünün en zor derslerinden birisinden sınavı vardı ve odasında deli gibi ders çalışıyordu. Gece saat üç civarıydı telefonunun mesaj zili çaldı. Gecenin saat üçünde gelen mesajın pek hayra alamet olmayacağını düşündü Murtaza. O saatte hiçbir operatör otomatik mesaj atmazdı. Kargaların bile bokunu yemediği saatte birisi onu işletecek de değildi.
Mesajın ne olduğunu merak ediyordu ama okuyamıyordu Murtaza. Çünkü telefonu taş devrinden kalmaydı. Ekranı bozuk olduğu için ne mesaj çekebiliyordu, ne mesaj okuyabiliyordu, ne de gelen aramaların kime ait olduğunu görebiliyordu. Sim kartındaki bütün numaraları ezberlemişti arama yapacağı zaman ezberden yazıyordu. Ancak bilmediği bir nokta daha vardı ki bunu da o gün öğrenmiş oldu. Telefonunun kulaklığı da bozulmuştu ve karşısındakinin cinsiyeti ne olursa olsun ses çok kalın bir erkek sesi gibi geliyordu.
En sonunda merakına yenik düştü Murtaza sim kartı çıkarıp arkadaşının telefonuna taktı. Gelen mesajı okudu, mesajda şu şekildeydi;
“Selam Murtaza, hakkımda ne düşünürsün bilmiyorum ama ben seni çok seviyorum.”
Murtaza inanmadı. Birilerinin kendisini işlettiğini düşünüyordu. Mesaja cevap yazdı;
“ Kim olduğunu söylersen bir şeyler düşünürüm belki.”
Cevap gecikmedi;
“ Kim olduğumun önemi yok. Seni sevdiğimi bil yeter.”
Murtaza’nın arkadaşı dırdır edip duruyordu, “annem arayacak ver artık telefonu” falan diye.
“Benim telefonu kullan iki dakikalığına” dedi Murtaza.
Arkadaşı, “ Lan o takozu nasıl kullanayım ver benim telefonumu” dedi.
Murtaza çok sinirlendi, “ Al lan telefonun kıçına sok” dedi verdi.
Mesajı çeken numarayı bir kağıda yazmıştı. Sim kartı telefonuna taktı ve numarayı aradı. En son 3 kontörü kalmıştı ve kendisiyle dalga geçildiğinden emin olduğu için onu da küfür etmek için kullanacaktı. Numarayı aradı;
- Kimsin sen?
- (Bozuk kulaklıktan gelen erkek sesine benzeyen kadın sesi) Ya kim olduğumun önemi yok.
- (Karşısındaki sesin bir erkek sesi olduğuna kanaat getiren Murtaza) Ulan senin ben taa a..na k..yarım. Yarın çok önemli sınavım var deli gibi ders çalışıyorum dalga geçmenin sırasımı lan top. Ulan bak yakalarsam seni s..rim.
Dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıııııııııııııt.
Kontörü bitmişti Murtaza’nın. Daha anasından girip sülalesinden çıkacaktı ama kontör izin vermedi. Telefonu kapatıp dersine geri döndü Murtaza.
O günü de unuttu gitti Murtaza. Sınavlar bitmiş okul tatile girmişti. Koskoca bir aylık sömestr bittikten sonra okul yeniden açılmıştı. Düriye’nin bölümünü merkez kampüse taşınacaktı. Onların eğitiminin devamı oradaydı çünkü. Herkes birbiriyle vedalaşıyordu. Murtaza o bölümden hiç kimseyi tanımadığı için kantinde oturuyordu. Ancak ilginç bir olay oldu ve Düriye gelip Murtaza’ya sarıldı ve “Her şeye rağmen hakkını helal et” dedi. Murtaza neler olup bittiğini hiç anlamamıştı. Okul hayatı boyunca tek bir kelime bile konuşmuşluğu yoktu Düriye ile ne hakkından bahsediyordu ki?
“Helal olsun” dedi kısık bir sesle. Anlam veremediği için soğuk duruyordu biraz. Düriye arkasına baka baka dönüp gitmişti. Murtaza’da yerine oturup hayatına kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı. Ama Düriye’nin neden dönüp dönüp arkasına baktığına da bir türlü anlam veremiyordu.
“ Niye hakkını helal et dedi lan bu kız bana?”
Bir gün odasında otururken telefonu aklına geldi Murtaza’nın. “ulan şu takozu bir tamir edeyim ya” dedi kendi kendine. Çıkardı takımları söktü dağıttı telefonu. Ekranın bağlantılarını, telefonun tuş takımlarındaki tozları başta aşağı her yeri temizledi kolonyalı mendille. Tertemiz yaptı ve topladı telefonunu. Taktı sim kartını ve açtı. Bir de ne görsün ekran düzelmişti. Mesaj kutusunda 60 küsür tane okunmamış ileti vardı. Ama içinden iki tanesi dikkatini çekmişti. Numaralar tanıdık geldi. Okul kapanmadan önce küfür ettiği numaralardı bunlar. İlk mesajı açtı önce. Şunlar yazıyordu,
“ Senin diğer erkeklerden farklı olduğunu düşünmüştüm ama hayvanın tekiymişsin.”
Anlam veremedi bu mesaja. Ulan hem ibne, hem de bana diğer erkeklerden farklısın diyor diye düşündü. Sonra ikinci mesajı açtı;
“ Sırf merak etme diye söylüyorum ben Düriye”
Murtaza o an anladı Düriye’nin kendisinden niye helalik almaya geldiğini. Baştan beridir kendisine ayı diyenin de o güzel kız değil bu Düriye’nin olduğunu da anladı.
Kendisine ayı dediği için ağzını burnunu kırmak istediği kız aşık olmuştu Murtaza’ya. Ve hiç farkında olmadan aylar önce moralinin bozulmasına neden olan olayın intikamını almıştı.
Sanki bütün dünya dertlerini çözmüş kadar rahatladı Murtaza. Eğer karşısındakinin kız olduğunu bilseydi hayatta küfür etmezdi. Belki de sırf o günün intikamını aldırmak için bozulmuştu telefonun kulaklığı. İlahi adalet dedikleri buydu galiba.
Sonuç olarak, dünya da erkek bitse bile onunla çıkmam diyen kız, Murtaza’ya aşık olmuştu.
“Bırak şu ayıyı” dediği adama aşık olan Düriye, aylar önce yaptığı hakaretin karşılığında daha büyük hakaretlere maruz kalarak iki kere dumur olmuştu.
Aslında Düriye, Murtaza’ya aşık olmamıştı. Onun kafasındaki düşünce, Murtaza’nın etinden, sütünden faydalanmaktı. Aylarını geçirdiği o üniversiteye ziyarete geldiğinde çevresi geniş birileriyle takılıp yalnız kalmamak istiyordu. Ancak Murtaza kendisini dumura uğrattığı için planları suya düştü ve diğer arkadaşları her hafta sonu gelirken, Düriye mezun olana kadar bir kere bile fakülteye ziyarete gelemedi...
Not: Bu hikayedeki kişi ve kurumlar tamamen gerçektir. Sadece isimlerini değiştirdim.
26.01.2010-27.01.2010
Mr_Lonely