29 Aralık 2009 Salı

Otuz Milyona Ne Alınır?


Malum yeni yıl geldi. Yılbaşı ile birlikte milli piyango muhabbetleri de geldi. Televizyonda izledim, büyük ikramiye ile bilmem kaç tane ev, bilmem kaç tane villa, yalı falan alınabiliyormuş.

Peki sadece bunlar mı?
Tabii ki değil. Bu parayla alabileceğiniz başka şeyler de var.
Sıralayalım;


1- MAFYA

Büyük çaplı değil tabii ki de. O tarz insanlar için küçük bir rakam çünkü. Ama böyle bir rakam küçük çaplı çetelerin çok rahat ilgisini çekecektir. Çocuk kaçırmalar, sevdiklerinize zarar vermeler vs vs.
Yeter ulan alın paranın alayı sizin olsun. Rulo yapın üzerine oturun!.. Dersiniz.


2- AKRABA

Para olmasa da bol miktarda vardır zaten. Ancak bu kadar büyük bir meblağın sahibi olursanız tanımadığınız akrabalarınız olur. Bir gün telefon çalar. Diyalog şudur;

-Efendim.
-Aloo yiğen nassın.
- Siz kimsiniz tanıyamadım da?
- Nasıl tanımazsın lan ben Abdülmuttalip dayın.
- Ne zamandan beridir dayımsınız?
- E tabi haklısın yeğenim kaç sene oldu görüşmedik. Neyse hayırlı olsun parayı bulmuşun. Vallahi ne malın gözüsün var ya, çocukken de şanslı velettin sen. Mahallenin en güzel kızlarını götürürdün valla.
...

Aslında böyle bir dayınız yoktur. Varsa da son birkaç yüzyıldır öyle birinin varlığından haberiniz yoktur. Ayrıca mahallenin en güzel kızlarını götürmek gibi bir meziyetiniz de yoktur. Zaten büyük ihtimalle o kızlar yüzünüze bile bakmamıştır zamanında.
Çakma dayı gururunuzu okşamak için ortaya bir balık atmıştır ama siz o balığı yememişsinizdir.
O parayla işte bu akrabalardan bir sürü satın alabilirsiniz. Hatta o kadar bunalırsınız ki, “gelin anasını satayım gelin, parayı hepinize bölüştürüyorum yeter ki rahat bırakın beni” dersiniz.



3- MAHALLENİN EN GÜZEL KIZLARI

Parayla satın alınabilecek en iğrenç şeydir.
Evet bu kızlar bir içim su olabilir ama ruhsuz ve sevimsiz yaratıklardır. Hayatlarındaki tek kriter paradır.
Her genç erkek gibi eskiden bunlardan birisine aşık olmuşsunuzdur ama sizi itin götüne sokmuştur. Kendisini tatmin edecek maddiyata sahip olmadığınız için banal olmuşsunuzdur, öküz olmuşsunuzdur, sığır olmuşsunuzdur, ayı olmuşsunuzdur.
“Bir kendine bak bir bana bak sen kimsin ki bana aşık oluyorsun ezik” bile olmuşsunuzdur.
Son model BMW’si olan tiki bozmalarıyla gelmişlerdir mahalleye her zaman. Şehrin en lüks mekanlarında yemek yiyip, en lüks otelinde seviştikten sonra, mahalleye BMW sahibi tiki ile giriş yapar ve kendisinden hoşlanan insanlara şu mesajı verirler;
“ Eğer beni otele götüreceksen, bu BMW’yi alacaksın arkadaş”
Büyük ikramiyeyi kazandıktan sonra bu kriterlere fazlasıyla sahip olacağınız için bunlardan da peşinizde binlerce olacaktır.
Alın ulan diyeceksiniz, sizin aşkınız bu paraya, alında tatmin olun.
Yıllarca size aşık olan, olduğunuz gibi kabul eden, yatak güzeli değil dünya güzeli kızın değerini anlayacaksınız.


4- LÜKS ARABA

Parayla alınabilecek güzel baş belalarındandır. Sıfır kilometreden yüz kilometreye 3,1 saniyede çıkabilen, 370 km sürat yapabilen, 600 beygirli bir Lamborghini arabanız mutlaka olacaktır.
Kilometre saatine o sürat değeri koyulduysa o hız yapılmalıdır.
Yapılır da.
Bir gün otobanın birisindeki bariyerlere çivileme dalmış bir şekilde bulunana kadar da yapılmaya devam edilir.
Hayat felsefemiz belli; “Hızlı Yaşa Genç Öl”
Bütün paranızı verseniz bile Azrail ruhunuzu geri vermez.


5- YAŞAM KOÇU

Evet ilginç bir tabir oldu ama aklıma başka bir sıfat gelmedi.
Hayatınızı yaşanabilir kılacağını iddia eden vantuzlu insanlardır bunlar. Her şeyinizle ilgilenirler. Bunlara güvenip risk alıp hiç anlamadığınız bir alanda şirket bile kurarsınız. Size destek olduğu her konu karşılığında vantuzlarıyla cebinizdeki parayı çeker.
Kurduğunuz şirket mutlaka batacaktır. Bütün riskin altına siz girdiğiniz için de olan size olacaktır.

Alın ulan parayı sizin olsun diyemeyeceksiniz. Çünkü paranız kalmamıştır.


6- SAĞLIK SORUNLARI

İşte asıl büyük ikramiye bu.
Hayatınıza büyük ikramiye ile giren bütün bu atraksiyonlar sağlığınızı da etkileyecektir. Her türlü hastalık can yoldaşınız olacaktır. Özellikle de parayla satın alınamayacak olanlar.
Bütün paramı alın yeter ki sağlığımı geri verin diyeceksiniz.


Aslında daha bir sürü şey alabilirsiniz. Ama yeter bu kadar. Fazla mal göz çıkarır.
Hem önce bu dertlerle başa çıkın size 50 milyon büyük ikramiye vereceğim. (Eski parayla...)


Herkese mutlu huzurlu, sağlıklı bir yeni yıl, bir ömür diliyorum. Biz ne kadar parayla mutlu yaşayabiliyorsak, o kadar paramız olsun. Fazlasında gözümüz olmasın. Paradan ziyade kardeşlik servetimiz olsun...
Aşkımız sermayemiz olsun. Cebimizden değil gönlümüzden bolluk aksın...



29.12.2009
Mr_Lonely

 
A69BFDE2E8D19C340E6DADD13CB1B61DB3BC9B33

22 Aralık 2009 Salı

Ödül Almak Güzel Şey-2, 3

 


Sevgili Dalgaları Aşmak ve  GİA tarafından dinlenmişim, pardon mimlenmişim efendim.
2010 yılından beklentilerim;
Dünya Barışı,
Küresel Isınmanın Sonlandırılması,
Çölleşmenin durdurulması,
Küresel Ekonomik Kerizin pardon krizin bitmesi,
Amerika'nın dünya tarihinden silinmesi,
Kapitalizm ve Emperyalizmin çökmesi,
Zayıflamak,
Kızlarında askere alınması,
AutoCAD öğrenmek,
İngilizce, Rusça ve Almanca öğrenmek,
Gelecek 20 yılımı amorti edebileceğim bir iş bulmak,
Terörün bitmesi,
Telefon dinlemelerinin son bulması,
Engellerin kaldırılması,
Türkiye'nin tam bağımsız olması,
İMF'nin iflas etmesi,
Avrupa Birliğinin dağılması,
Rusya, Ukrayna, Belarus, Moldova, Norveç, Hollanda, İsviçre, İsveç, İspanya, İtalya ve Fransa'yla vizenin kaldırılması, ülkede ikamet etme ve çalışma izni almanın kolaylaştırılması,
Aşık olmak,
Aşık olunmak,
Zengin olmak,
Sağlıklı olmak,
Aşık olmak,
Aşık olmak,
Aşık olmak...

Şimdilik bu kadar yeter sanırsam, geriye kalanları da 2011 yılının dininde, şey miminde dileriz canım.
Bu cini, amaaannn mimi bana paslayan, dalgaları aşıp gelen sevgili Dalgaları Aşmak'a ve GİA'ya teşekkür ediyorum.
Ayrıca hepinizi çok seviyorum. Valla bak.
Ay Lav Yu So Maç yani.

Sıra geldi ödülümüzü sevgili blogger arkadaşlara paslamaya, herhangi bir sınır koyulmamış, ben de kafama göre sayıdaki kişilere paslayayım,


İlk ödülümü değerli büyüğüm, saygıdeğer ablam Lavinya Ablama gönderiyorum,
İkincisini sevgideğer gardaşım, forumdaşım, aşk kuşu Kınıxa gönderiyorum,
Üçüncüsünü, sevgideğer gardaşım, acemi blogcu Çadoya gönderiyorum,
Dördüncüsünü, sevgideğer arkadaşım, uzun süredir blogunu ihmal eden Ne Ki Buya gönderiyorum,
Beşincisini, saygıdeğer büyüğüm İnci sahibi, Arzu'nun İncilerine gönderiyorum. İncilerine yalnız kendisine değil. :D
Altıncısını,saygıdeğer büyüğü, ismi gibi uzun ömrünün olmasını dilediğim Çınar ablama gönderiyorum.
Yedincisini, sevgideğer insan, blogumun güzellerinden, Ayşegüle gönderiyorum.
Sekizincisini, sevgideğer insan, uzun zamandır blogger alemine uğramayan Melise gönderiyorum.
Dokuzuncusunu, saygıdeğer büyüğüm, blogger'ın güzel insanlarından Zeugmaya gönderiyorum.
Onuncusunu, saygıdeğer büyüğüm, yürekli insan Ebruliye gönderiyorum.


Evet bir sürü kişi daha yazmak istiorum ama dayak yemekten korktuğum için geriye kalanları, başka bir ödül gelirse oraya bırakıyorum. Herkesi tek ödülde yazarsak bir daha ödül gelmez. :D


21.12.2009
Mr_Lonely


15F3AFA43B544F790F4C87B398A20CCC3C6B3B39

16 Aralık 2009 Çarşamba

Efkarlıyım Yine Bu Akşam



Efkarlıyım yine bu akşam,
Sorma derdimi, yok gibi.
Hastalanmış bir haldeyim,
Yüzüm kırmızı, elma gibi.
Her şey mi ters gider,
Yolunu şaşırmış deve gibi.
Yok yok apaçık ortada galiba,
Şarkılar sanki bunun tek sebebi.
Her biri dertli, her biri hüzünlü,
Hayatı ağır çekim yaşar gibi.



12.12.2009-15.12.2009
Mr_Lonely


3405F0B260040EEB8DC5BA5A5E86F9B1B3E4F974

11 Aralık 2009 Cuma

VasiyetNane


(+18 diyaloglar var. Bu konuda hassas olanlar okumazsa sevinirim.Ayrıca yazım yanlışları da bilerek yapılmış diye duydum ben...)

Telefonla arayan birisinin isteği üzerine vasiyetnamemi yazdım. Diyaloglar aşağıdadır.
Ta=Telefondaki adam
M= Mr_Lonely


M- Efendim,
Ta- Aluuuu,
M- Buyurun beni aramışsınız.
Ta- Ne arayacam lan dallama. Ben aramam bulurum!
M- Bulmak için önce araman lazım. Lan, gece gece dalga geçmek için mi aradın bi yürü git işine!
Ta- Dalganın kralını geçicem senle merak etme. Denizin dalgasında boğacam lan seni, pis anarşik.
M- Hassktir lan. Kim anarşik olum sen doğru kişiyi aradığına emin misin?
Ta- Sen şu blog yazan loney değil misin?
M- Hee oyum. Ama loney değil lonli.
Ta- Her ne boksan işte.
M- Terbiyeni takın lan.
Ta- Takıncam ben sana terbiyemi. Ağzına sıçarken çok terbiyeli olacam.
M- Olum bak kimsin nesin, telefonumu nerden buldun bilmiyorum, ben bu numaraları yemem yürü git işletecek başka birini bul. Ağzımı bozmamaya uğraşıyom sinirimi bozma benim!
Ta- Ben senin Azrail’inim yavrum. Parça pincik edecem lan seni!
M- Vallaha mı lan? Hiç Azrail’le konuşmak nasip olmadıydı. Yalnız ben Azrail adam öldürmez sadece ölü ruhları toplar sanardım ne zamandır meslek değiştirdin ki?
Ta- Geç sen dalganı. Seni o dalganın köpüğünde boğacam.
M- Yaratıcı ol biraz be hemşerim. Dalganın köpüğünden daha güzel yöntemler var. Mesela paraşütle atlayalım beraber ama benim paraşütüm olmasın.
Ta- Harbi malsın lan sen. Hala dalga geçiyon, yalvarman lazım şu anda köpek gibi.
M- Gözün yaanı yiyem abey. Öldürme beni abey.
Ta- Yalvaracan lan yalvaracan...
M- Yalvardık ya işte hemşerim daha ne istiyon. Egonu tatmin edebildiysem yatabilir miyim artık abey.
Ta- Acelen ne koçum. Nasıl olsa uzuuuunnn uykulara yollayacam seni ben.
M- Sebep? Ölecem bari neden öleceğimi bileyim.
Ta- Temizlik operasyonu gülüm.
M- Yav bende bir şey sanıyorum. Ben temizliği severim, kese de atacak mısınız?
Ta- Sokacam ama sana. Adresin elimde olum. Ölümünü hızlandırasın mı var?
M- Valla fena olmaz. Sen adam gibi bir şeyler anlatsan bende dalga mı geçeyim ciddi mi olayım karar verecem de...
Ta- Anarşik anarşik yazılar yazıyomuşun olum işte. Alayınızı takip etmişler bulmuşlar fişlemişler. Hepinizin kökünü kurutcaz! Muhalif insan kalmayacak olum.
M- İyiymiş.
Ta- Nooldu Yusuf Yusuf mu geldi?
M- Yok üçün biri geldi ben alamadım sana vercem!
Ta- İyi ben gelicem yakında yanına. Bakalım kim kime veriyor üçün birini.
M- Gelirken viskiyle çikolata da getir. İdam edilen adama bile son isteği sorulur lan terbiyesiz. Madem öldürcen son isteğimi getir. Karşılıklı içeriz beraber.
Ta- Oluuurr. Şişeyi bitiremezsen üstüne oturturum ama!
M- Bitirirsem?
Ta- Hassktir lan!
M- Nooldu. Ben korkuyor muyum. Bitiremezsem üstüne oturtacakmışsın. Bitirirsem de sen denersin artık. Niye korkuyorsun ki?
Ta- Ben korkmam korkuturum!
M- Belli belli. Ya en çok neyi merak ediyom biliyomusun?
Ta- Neyi merak ediyon lan gene. Ne meraklı çıktın be.
M- Madem öldürcem, madem plan yapılıyor üzerimize, ne bok yemeye beni arıyosun ki? Salak mısın sen? Ben önlem alırsam ne halt edecen?
Ta- Nah alırsın önlem.
M- Niye sen görünmez adam mısın?
Ta- Kelebek gibi uçan Arı gibi sokan adamım ben.
M- Muhammet Ali Kley
Ta- Bilmediğiniz de yok anasını satiim. Her boku ezbere biliyosunuz. Bu kadar akıllı olmasanız rahat rahat götürsek malı, siz de canınızdan olmasanız kötü mü olur.
M- Kötü olur. Biz bir ölürüz bin doğarız. Sen onu geçte ben önlem alırsam ne halt edecen onu deyver.
Ta- Alamazsın koçum. O da bizim meslek sırrımız. Sen bol bol Kelime-i Şahadet getir anarşik dallama.
M- Anarşik dallamaların şeyine kurban ol sen! İnsanın katiliyle muhabbet etmesi de ilginç oluyormuş. Şşş öldürene kadar arada bir ara lan, stres atarım olum ne güzel.
Ta- Ulan hepiniz mi aynı olursunuz ya. Biriniz de korkun anasını satiim.
M- Korktum. Ayyy altıma yaptım, ödüm bokumla mutlu bir aile birlikteliği yaşıyor şu anda. Rahatladın mı?
Ta- Hmssfffffff.
M- Kızma birader. Evde buzda kalmadı kızan yerlerine sokardık yoksa, ayıp ettin.
Ta- Lan olum elimden çekeceğin var.
M- He biliyom. Neyse ya yarın yine ara. Benim canım sıkkın olur genelde rahatlarım biraz.
Ta- Rahatlatcam ben seni!
M- Stres topum benim.
Ta- Sensin lan top!
M- Olum iltifat ettik lan. Stres topu dedim kıdemini yükselttim. Ya pilates topu deseydim ne yapacaktın. 200 kiloluk kocaman insanlar boklu götleriyle üzerine oturacaklardı olum.
Ta- Vasiyetini yazmayı unutma.
M- Tamam söylüyorum bak yaz bir yere;
Bilgisayarımı vakıflara,
Dolabını ve kitaplığımı kütüphanelere,
İçlerindeki elbiselerimi fakirlere,
Kokmuş çoraplarımla boklu donlarımı da sana bırakıyorum.
Ta- hmmmssffff
M- Nooldu lan motorun yine mi su kaynattı?
Ta- Çaaaatttttt... Dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt dıt....
M- Kapattı dangoz.


(Benim telefonumu Avea müşteri hizmetlerinden başka hiç kimse aramaz normal hayatta bunu da belirteyim bu arada. :DD)


06.12.2009
Mr_Lonely

F2957ABA14D10C95531618BBD23B9AFA3C1760F8

2 Aralık 2009 Çarşamba

Kutup Ayısının Mağarası


Kimisi bal kovanı gibidir,
Her adımında eşek şansı...
Kimisi doğuştan Bedevidir,
Çölde bile karşısında Kutup Ayısı.
Benim yerim belli değil,
Bazen tutar bir eşek şansı,
Bazen ikisinin tam ortası,
Ama ararsanız bulacağınız yer, çoğunlukla,
Kutup Ayısının mağarası...


20.11.2009
Mr_Lonely

24C9068E34F33C88E583517CAEA38D91DE6DD5BF

24 Kasım 2009 Salı

İlahi Adalet

(Yazılarımı bloggerdaki otomatik zamanlama ayarını kullanarak toplu olarak ekliyorum, belirttiğim zamanlarda kendi kendine yayınlanıyor. O yüzden yorumlarım genellikle geç gelir. :D )





Mülkün temeli sağlam olmalı, yoksa çöker. Şimdi siz bana inanmazsınız örnek vereyim.
Ülkemizin en meşhur davasını herkes bilir, ne oldu o duruşmada?
Çatı çöktü.
Nereye?
Hakimin kafasına.
Niye çöktü biliyor musunuz?
E temeli sağlam değil.
Muhabirin sunuşuna da hastayım yalnız, ilk başta tavandan suntalar düştü dediler, sonra suntalar kontraplak oldu.
İşin özü öyle değil tabi, tavandan düşen o şeylerin adı “Taş yünü.”
Çöpe attığınız kartonlar, gazete kağıtları sıkıştırılıyor ve o şekilde imal ediliyor.
Bildiğin çöp yani, hakimin kafasına gökten pislik yağdı.
Neyse biz imalatçı firma değiliz bu bilgilere ihtiyacımız yok.
Kaldığımız yerden devam edelim.
Çatı çöktü diyorduk. Baktığımızda çatının çökmesi için herhangi bir neden yok, durduk yere patır patır döküldü.
İşin aslı öyle değil işte, deprem oldu o gün.
Ergenekon Depremi.
Hani bir ara bir söylenti vardı bütün Amerikalılar kabus yaşamıştı, bir milyar Çinli zıplayacaktı, Amerika’da deprem olacaktı.
He işte aynı durum. Ergenekondan içeriye atılan herkes zıplayınca duruşma salonunda ufak çaplı deprem oldu, onun içinde çatı çöktü.
Düşünün ne kadar çok kişi almışlar.
Ama düşününce tabi bu sayının aslında yeterli olmadığını görüyoruz.
Neden mi?
Çünkü zıpladıkları zaman duruşma salonunu komple yıkamıyorlar biraz daha insan içeri alınmalıymış.
Neyse kısmet bir daha ki duruşmaya artık.
Yazının başında bir şey demiştim, Mülkün temeli sağlam olmalıdır, yoksa yıkılır diye.
Her mahkeme salonunda yazan bir söz vardır hatırlayan var mı?
Tamam ya sormadım. Ben söylüyorum,
Adalet Mülkün Temelidir.
Çatısı çöken binanın temelinde Adalet yok muydu yani?
Adalet olsa çatısı çökmezdi.
Adaletin olmadığı yerde adil yargılama olmaz.
Adil yargılama olmazsa da İlahi Adalet olur.
Ne olur?
Kafana pislik yağar.
Adil olmak lazım yoksa bugün Taş Yünü yağdıran İlahi Adalet yarın “Taş” eder hepimizi Alimallah...

20.11.2009
Mr_Lonely


FBD62CBAB1E38F6E5307DDFBA08A4A096852ABDB

11 Kasım 2009 Çarşamba

Puşt Gribi

Kuş gribinin türediği dönemdeki faaliyetlerimizden ötürü saygıdeğer büyüğümüz, pek muhterem Avrupa bizi takdir ediyormuş. Valla ediyormuş ben Tarım Bakanlığı genel müdürünün yalancısıyım. Biraz araştırsam mı ki lan dedim kendi kendime, dayanamadım araştırdım.Yok ya öyle günlerce araştırmadım toplam 30 saniyemi falan aldı.


“Kuş gribinde itlaf edilen hayvan sayısı” ne kadar diye sordum google amcama, anında cevabını verdi bana. Dünya genelinde toplam 130000000 kanatlı hayvan. Doğru sonuçtur, değildir bilemem, ben Google amcamın yalancısıyım.

Şimdi bakın kimsenin yapmayacağı bir kıyak yapıyorum. Blogumda ders vereceğim, hemde hiçbir ücret talep etmeden amme hizmeti. İlk dersimiz Türkçe, ilk konumuz Zincirleme İsim Tamlaması.

Başlıyorum tamlamaya,
Kanatlı hayvanlar hasta olursa ne olur?
Kuş Gribi...
Eğer kuşlar grip olursa ne olur?
Ateşi çıkar öksürmeye başlar.
Öksürürse ne olur?
İnsanlara grip bulaştırır.
O gribe ne ad verilir?
İnsanlara bulaşmış Kuş gribi.
Kuşlara aşı yapılamayacağına göre, ne yapılır?
Bütün kanatlı hayvanlar öldürülür.
Kanatlı hayvanlar öldürülürse ne olur?
Genellikle yabani kuşların ve tavukların yediği “Kene”ler çoğalır.
Keneler çoğalırsa ne olur?
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi.
Peki bu kenelerden nasıl kurtuluruz?
Yabani kanatlı hayvan sayısını arttırarak, ya da tavuk, hindi gibi hayvanların sayısını arttırarak.
Kanatlı hayvanlar hasta olursa ne olur?
Kuş Gribi...

Döndük mü başa? Al sana zincirleme isim tamlaması.

Cümlenin öğelerini buluyoruz şimdi;
Özne, Kuş
Yüklem, Grip,
Tamlayan, Kene,
Tamlanan, Kırım Kongo,
Hastalanan, İnsan,
Kazançlı çıkan, Kemal Unakıtanın oğlunun kurduğu tavuk çiftliği
Kaybeden, Tavuklar itlaf edildiği için ve devletten kredi alamadığı için iflas eden diğer tavuk çiftlikleri.

Neyse olan olmuş, ölen ölmüş kalan sağlar bizimmiş yolumuza devam ediyoruz.
Aynı genel müdür, “GDO’da Avrupa standartlarından ileriyiz.” Dedi. Kulağımla duydum valla ileriymişiz. Onlardan daha katı kurallarımız varmış.

Neyse ben kendi çapımda anlatayım şimdi nasıl ileriymişiz,

Avrupalılar ağır hastalanınca hayvansal hayata girecek, biz bitkisel hayata gireceğiz.
Avantajları kışın odunsuz kalmayacağız.
Evde odun bitti mi?
Kes bacağını at sobaya.
Avrupalıların var mı böyle bir şansı?
Yok.
Avrupalılar hayvansal hayata girdiğinden GDO’lu ürün yediklerinde tuvalete gidince ne yapacaklar?
B.O.K (Açılımı; Birazdan Osuracağım Kaç)
Türklerin tuvalete gitmeye ihtiyacı yok ki. Bitkisel hayattayız ya, kimimiz domates çıkarırız, kimimiz biber çıkarırız.
Hatta iki üç aile birleşsek Menemen bile yaparız valla.

Hem kadın hakları yönünden de Avrupa’dan ileri olacağız.
Şöyle ki kadınlarımız çocuklarını dokuz ay karnında taşımak zorunda kalmayacak.
Hepimiz bitkisel hayatta olduğumuz için, kadınlarımızın dallarından meyve olarak sarkacak çocuklar. Hem bir seferde, bir çocuk iki çocukta doğmayacak o zaman. Her kadından en az bir ton falan mahsül pardon çocuk alırız. Başbakan’ın en az üç çocuk tezi de havada kalmamış olur. Nüfus patlaması yaşarız valla. Bendimize sığmaz taşarız. Dünyaya hükmederiz.

Avrupalıların böyle bir şansı var mı?
Yok. Onlar hayvan oldukları için kadınları aylarca hamile gezecek.
Doğum sancısı falan.
Bir de her seferinde maksimum beş çocuk. Yazık onlara ya.

Zil çaldı ders bitti.
Ödev konusu;
10 Kasımda AKP ve DTP genel merkezlerinde neden Atatürk bayrağı ve Türk bayrağı asılmadı?

Yorumlarda konuşuruz bunu da artık...

11.11.2009
Mr_Lonely

B3FBD3D221ECB15B049A0768D1E3F2482167E081

6 Kasım 2009 Cuma

Yaşasın GDO

Bakın, eğer bu ülkeye Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların girişi serbest bırakılıyorsa bunun tek sorumlusu biziz. Kimse sorumluluğu başkasına atmasın çünkü ne yaptıysak kendi kendimize yaptık.
Neden mi?
Söyleyeyim.
Aramızda şiir okumayan yoktur. Yazanlar da vardır mutlaka. Genellikle şiirlerde geçen iltifat cümlelerini belirleyelim şimdi;
Kiraz dudaklım,
Bal dudaklım,
Zeytin gözlüm,
Elma yanaklım,
Sırma saçlım,
Gül benizlim,
Tatlım,
Vs vs...

Peki sevdiklerimize uygun gördüğümüz hayvan isimleri;
Civcivim,
Kuşum,
Aslanım,
Tosunum,
Koçum benim,
Panda,
Sevimli Koala (Bana böyle diyorlar),
Vs vs...

Sevmediklerimize uygun gördüğümüz hayvan isimleri;
DOMUZ,
Öküz,
Sığır,
Camış,
Vs vs...

Şimdi de yolda sokakta belirli yerlere konuşlanıp, geçen bayanlara laf atan abilerimizin sözlerine bakalım;
Offff be Karrrrpuzzz gibi g... var maşallah,
(Zayıf bayanlar için) Ulan şuna bak be mısır sömeği yutmuş sanki,
Portakallara bak abi öfff bee
Vs vs...

Hafif kilolu bayanlar kendileri için ne diyor;
Balık etli.

Baya kilolu abilerimize ne diyoruz;
Fil misin be birader?

Yolda dalgınlığına gelip bize çarpan birisine ne deriz;
Ayı mısın ulan önüne baksana.

Peki kızlarımız saçlarına ne renk boya yaptırır?
Patlıcan moru,
Civciv sarısı,
Çilek kırmızısı...

Birkaç arkadaş bir araya gelsek ne yaparız?
Geyik muhabbeti...

Sosyal faaliyet olarak bir gösteriye gittik diyelim.
Nedir o gösterinin adı?
Kuğu Gölü Balesi...

Komik olduğunu düşündüğümüz birisini nasıl tasvir ederiz?
Söyleyeyim;
Şebek lan bu,
Maymunluk yapma oğlum kramp girdi mideme...

Şimdi oturalım hayal edelim, önümüzde bunların geçek olacağı bir fırsat var. Niye karşı çıkıyoruz ki?
Karşınızda gerçekten kiraz dudaklı, elma yanaklı bir sevgiliniz olsa fena mı olur?
Ne güzel işte yerim seni “Fıstık” dediğiniz de yapamayacağınız bir şeyi söylememiş olursunuz.
Yiyemezsin derse bir ısırık alıverirsiniz “elma” yanaktan...

06.11.2009
Mr_lonely

A1503145E5E9CD6BCC4EE8F8B10363C37A6AEAB2

4 Kasım 2009 Çarşamba

Genetiği Değiştirilmiş Özgür



Hiç düşündünüz mü genetiğiniz değiştirilse nasıl bir şey olurdunuz?
Ben düşündüm.
Benim genetiğim değiştirildiğinde yukarıdaki gibi oluyorum.
Valla bak %100 kendi imalatım.
Niye elin Amerikalısına değiştirteyim abi genetiğimi, oturdum kendi genetiğimi kendim değiştirdim. Ben öyle tanımadığım insanlara oramı buramı değiştirtmem.
Milletin çıkıp da yırtındığı kadar zor bir şey de değil yani. Toplasan yarım saatimi almıştır.
Ya boşa bağırıyorlar, baksana bana, maşallah normal halimden de daha yakışıklı oldum valla.
Kafam biraz kabak olmuş ama olsun kel erkekler daha seksi oluyormuş. Hem bal kabağı olduğum için her yönden giderim var yani. Beni bir öpen bir daha öpecek, bal gibi maşallah diyecekler. Tadım damaklarında kalacak.

Botlarım nasıl ama.
Converse halt etmiş yanında.
Rengi yeşil, delikanlıyı bozar ama o kadar da olsun canım. Her güzelin bir kusuru vardır.

Genetiği değiştirilmiş organizmaların mantığı da aşağı yukarı örnek resimdeki gibi bir şey aslında. Gidiyorsun pazara, “emmoğlu iki kilo domates çeksene ordan” diyorsun adam da tartıp veriyor eline. Kahvaltılık kıpkırmızı maşallah. Yiyorsun afiyetle, o da ne domates tadı yok. Meğerse domates görünümlü tavuk almışsın.

Bak domates görünümlü tavuk deyince aklıma geldi, arabalarla ilgisi olanlar bilirler, 131 kasalı Şahin taksiler vardır. Abi genetikle oynama işinin kitabını yazmışız biz be. Baksana arabaların bile genetiğini değiştirmişiz zamanında domates ne ki?

Mesela ördek geni verilen bir portakal aldığımızı varsayalım.
Portakala vuruyoruz bıçağı, o da ne?
İçinden minicik ördek yavrusu çıkıyor. Bizim bıçak darbemizle ölmüş hayvancağız. Üç gün daha kuluçkaya yatırsaydık portakalı, nur topu gibi bir Portakallı Ördeğimiz olacaktı, zarara girdik iyi mi?
Şimdi ben her şeyi geçtim.
Yani yirmi yıl sonra alayımız kısır oluyormuşuz, olsun anasını satayım.
Tohumların üreme yeteneği alınıyormuş, Amerika’ya tarımda da bağlı hale geliyormuşuz, amaaannn koy g..üne rahvan gitsin.
Hepsine eyvallah kabulümdür. Ama anlamadığım bir nokta var, %90 Müslüman bir ülkedeyiz. Başbakanımız da Elhamdülillah Müslüman. Hamdolsun beş vakit namazını da kılıyor. Eline alkol versen haşaaa içmez, kadehi kafanda kırar. Müslümanlıkta da domuz yemek yasak. Şimdi bunu yapan Amerikalı şirket domuz genlerinden de ürünler elde ediyor. Ya yediğimiz elmada domuz geni varsa ne halt ederiz.
Toptan Cehennemliğiz o zaman.

Ha “Domuz” dedim de aklıma “Başbakan” geldi.
Kendisi Domuz Gribi Aşısı olmayacakmış.

Meşhur bir atasözü vardır,
“İmam gaz kaçırırsa cemaat doğalgaz patlaması yaşar.” Diye.
Ee bizim imam baya bir gaz kaçırdı, ateşle yaklaşmayın tehlikelidir.


04.11.2009
Mr_lonely

C1CA4965DAF156542837D4E1FC560212B07E53B8

2 Kasım 2009 Pazartesi

Uyumaktayız

Biri Bizi Gözetliyordu farkındaydık,
Hoşumuza da gidiyordu,
Peşimizde birilerinin olması,
Çekiciliğimizi gösteriyordu.

Sonra cesaretlendiler,
Benimle Dans eder misin? Dediler.
Memnuniyetle kabul ettik,
Ne kadar da centilmendiler.

Dest-i İzdivaç teklifi gecikmedi,
Vaatleri koşulsuz üyelikti.
Amacını sonradan öğrendik,
Niyetleri tecavüz etmekti.

Düğünümüz çok güzeldi,
Her genç kız bunu isterdi,
Bütün Popstarlar geldi,
Tek tek şarkı söyledi.

Düşünceleri gayet netti,
Bu insanları ŞaşırtMali,
Ülkelerini, fark ettirmeden,
Ellerinden Almali.

Sonra bir gün geldiler,
Var mısın Yok musun? Dediler.
Neye diye sorunca,
Ülkeni satmaya dediler.

Neler neler teklif ettiler.
Bin yıl geçse elde edemeyiz.
Atam o kadar İzindeyiz ki,
Yapılan her numarayı Yemekteyiz.


02.11.2009
Mr_Lonely

75E6578B136B1E4156EFCBC0FA5203B202E124A9

28 Ekim 2009 Çarşamba

Açılım Gribi

Sevgilin mi var?
Ayrıl kardeşim.
Salak mısın sen ya düşmanını niye koynuna alıyorsun? Allah korusun o sevgilinle sarmaş dolaş oturmuş vaziyetteyken ya hapşıracağı tutarsa...
Şimdi senin bir sürü dostun, arkadaşın da vardır.
Sen tutup bunlarla utanmadan görüşüp, sosyal ortamlarda buluşuyorsundur da.
Yetmezmiş gibi tokalaşıp, kucaklaşıyorsundur...
Öldürüyor bunlar seni ya, niye anlamıyorsun kardeşim katilin bunlar senin.
Bana inanmıyorsan aç televizyon izle.
Televizyona çıkan bütün doktorlar bas bas bağırıyorlar, öpüşmeyin, depişmeyin, tokalaşmayın, kucaklaşmayın. Virüs bulaşıyor.
Hatta mümkünse bir odada iki kişi oturmayın, oturursanız da nefes almayın!
Ölürsünüz alimallah.

Evli misiniz?
O zaman hepten boku yediniz.
Bilmem kaç yıllık eşinizden ayrılmanız gerekecek maalesef.
Niyesi var mı kardeşim, aynı yatakta yatıyorsunuz nefesleriniz birbirine giriyor işte. Öldürüyor ya. Onun nefesinde virüs var. Ya yıllarca koynunda “Domuz” beslemişsin haberin yok haberin. Hani yatağa uyumak için girilir de, sen harbiden uyumuşsun be kardeşim.

Paranoyak bir millettik, (ki ben her zaman öyleyimdir.) şimdi duble paranoyak olduk.
Zaten ilk "Deli Dana" çıktığında anlamamız lazımdı ulan bu delirmiş hayvanlar bizi de delirtmesin şimdi diye hiç birimiz düşünmedik. Sonra şarbon illeti çıktı. Koyunlar da. Rahatladıydık bir ara sonra bu virüs baktı bu büyükbaş hayvanlarla olmayacak bu iş, hayvanlar ağır kalıyor, havadan saldırıya geçtiler.

Neydi onun adı?
Kuş Gribi.
Bir sürü tavuk öldürüldü, Unakıtan amcanın oğlu tavuk çiftliğinden köşeyi döndü. Korktum bütün kanatlı hayvanları öldürecekler diye ama sağolsun bizim kuşlar atıverdi bir anda virüsü üzerinden. Sonra başka bir hastalığımız oldu. Yepyeni laboratuardan yeni çıkmıştı o zamanlar.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi.
Nam-ı diğer Kene.

Hepsini bir yere kadar anladım da arkadaş biz domuz yemeyiz, bir çoğumuz domuz yiyenlerle (Turist) konuşmayı bile beceremeyiz. Ne çabuk tehlike oldu bu hastalık ya.
Yayılacak en son ülkelerden birisi olmamız lazım gelmiyor mu bizim?
Ya da hadi onu geçtim de, turistle en çok haşır neşir olan illerde bir tane bile vaka görülmemesi çok ilginç değil mi?
Bkz: Antalya, Kuşadası, Gavur İzmir...

Virüsümüzün adı da çok güzel H1N1.
Simetrik.
15 hayvan türünde etkili olabiliyormuş.
Biz şimdilik iki tanesini gördük. (Kuş Gribi, Domuz Gribi) Yani kaldı on üç tane. Bu da 13 yıl demektir. Ne hikmetse bu gripler bir yıl çıkıyor piyasaya sonra bir daha çıkmıyor. Ya da başka bir hayvana transfer oluyor. Bizde de maşallah hayvan bitmiyor ki arkadaş. Hangi kanalı açsan çıkıyor karşına bir tane.

Ya kafama takılan bir şey daha var. Farkında mısınız bu virüs gündemi ne kadar yakından takip ediyor? Ne zaman önemli kararlar alınacak bir anda yırtık dondan çıkar gibi çıkıveriyor piyasaya utanmaz. Ya tam açılım yapıyoruz zart diye gel sen Türkiye’nin gündemine yerleş.
Utanmaz!

Avrupa’dan gelecek Teröristlerimiz korktu gelmedi bu terbiyesiz yüzünden. Gelenler de belki kaçmıştır göremedim uzun zamandır.

Ben karar verdim bir daha ki seçimde oyumu H1N1 virüsünden yana kullanıyorum. Dünyaya hükmederiz şerefsizim. Virüs geçecek mikrofonların karşısına, dediğimi yapın yoksa alayınızı hasta ederim diyecek. Bak bakayım karşında Amerika mı kalıyor, İsrail mi kalıyor. Kapına köle olurlar köle. Ermeni diasporası kahrından ağlar be.

Nasıl ama "Zehir" gibi siyaset değil mi?
Ama onun da aşısını getirdiler be kardeşim. Kısa sürdü bizim virüsün siyasi hayatı...

28.10.2009
Mr_Lonely

E41EA840D27E2102103CE218025AFBC0EB10690F

22 Ekim 2009 Perşembe

Atatürk’ün Gözleri Dolmuş

-Kimmiş bu gelen teröristler?
-“Barış” grubu.
-Sen kimsin bu durumda?
-“Savaş” grubu.

   Büyük usta Yılmaz Özdil’in 21 Ekim 2009 tarihli yazısının girişi. İşte Linki
   Aslında açılımın, saçılımın, teslim töreninin, DTP’nin şovunun her şeyin özeti. DTP milletvekilleri o kadar çok çalıştılar ki artık PKK’dan kopup teslim olanların adı haberlerde dahi “Barış” Grubu olarak geçiyor. Ayrıca gazetecilerin de bir kısmı artık Apo’ya “Sayın” diye hitap ediyor. Peki bu durumda 25 yıldır teröristlere gün yüzü göstermeyen, vatanı uğruna şehit olan gazi olan askerlerimiz ne oluyorlar? İşte onun da cevabını vermiş Yılmaz abi. “Savaş” grubu. Yani hainlerin döşediği mayına basıp gazi olan asker aslında suçluydu. Teröristlerin öldürdükleri bebeklerin ailelerine bir kurşun da Türk askeri sıkmalıydı. O zaman isimleri “Barış Grubu” olacaktı.

   Gazimizin birisi, mayına bastığında kopan ayağının yerine takılan protezi çıkardı ve dedi ki; “Bizim için madalya işte budur, devletimizin bize verdiği şu demir parçası değil!” Sonra da devletin verdiği madalyanın takılı olduğu çerçeveyi alıp yere çarptı. Daha ağır bir küfür var mı?

   AQ Parti başkanı RTE, açılım sürecinde gelişen durumlara itiraz eden muhalefete dönüp diyor ki; “ Siz barış istemiyorsunuz.” O zaman o gaziler de barış istemiyor öyle mi? O gazi “Ben ayağımı verdim lanet olsun vatanınızın içine sıçayım” demedi bugüne kadar. Hep “Vatan Sağolsun” dedi. Eğer bir barış olacaksa önce savaş olması gerekir. Savaş olması içinde karşınızda bir devlet olması gerekir. Gelen gruplara barış grubu diyerek Kürdistan devletini de kabul etmiş olduk. Hayırlı uğurlu olsun. Birkaç yıl sonra Ermeniler gibi ayaklanır bu PKK’lılar, bize soykırım yapıldı diye.

   Osmaniye’de Şehit yakınları ve Gazilerimizin yürüyüşü polis engeline takıldı. Gidecekleri güzergahta yürüyüş yapmak yasakmış. Molotof kokteylleri hazırlayıp, kaldırım taşlarını sökselerdi, 12-13 yaşındaki çocukları ön saflara alıp polisi taşlatsalardı onlara her yol açık olacaktı. Ya aklım almıyor çıldırmamak elde değil sanki 25 yıldır TSK dağda sağa sola mayın döşüyordu. Şehit yakınlarını durduranların polis teşkilatı olması da çok ironik. Sanki yıllar önce Emniyet Amiri Gaffar Okkan’ı şehit edenler yürüyüş yapan gazilerdi.

   Gündemi bırakıp asıl konuya geçmek istiyorum. Evde salonda birkaç tane takvimimiz ve bir de posterimiz var. Hepsinin ortak özelliği, üzerinde Atatürk resimlerinin olması. Hepsi de Atatürk’ün komutan kimliği, cephelerdeki resimlerinden. Resimlerdeki yüz ifadesinde normalde ne bir tebessüm ne de bir surat asma ifadesi var. Ancak normal zamanlarda o resimlere baktığımda nedense Atatürk’ün yüzünde hep bir tebessüm varmış gibi görürdüm. Bugün gözüm resmin birine takıldı ve çok şaşırdım. Diğer resimleri de kontrol ettim ve hepsinde de aynı ifade vardı. Atatürk’ün yüzündeki o tebessüm gitmiş, suratı asılmış, gözleri dolmuştu. Ya sanki karşımdaki en az 80 yıl önce çekilmiş bir resim değil de canlı canlı insan. Sanki o resimler bana dönüp “Allah belasını versin senin gibi, sizin gibi gençliğin” diyordu.

   Haberlerde izledim Mümtaz’er Türköne diye bir insan evladı varmış. Kendisi profesörmüş ve Şu gazete de böyle bir köşenin sahibiymiş. Cümlelerinin tamamını hatırlamıyorum ama özet olarak şunu söyledi; “ Türkiye genelinde bir af çıkarılsın, Apo bu af kapsamı dahilinde olsun, tahliye edilsin, Türkiye Cumhuriyeti’nde paşa olarak göreve başlasın, kendisine ömür boyu maaş bağlansın ve Bodrum Türkbükü’nde görev alsın”

   Nasıl dolmasın Atamın gözleri. Nasıl kabus olmasın şehitlerin ruhları bize. Benim ülkemin televizyonunda benim ülkemin okulunda okuyup profesör olmuş bir adam çıkıyor ve benim ülkemi bölmeye çalışan kişinin tahliye edilmesi gerektiğini, içerde tutulmasının hukuka aykırı olacağını söylüyor.

   Bu ülkenin 70 milyon nüfusu varsa, 700 milyon şehidi vardır. Atatürk’ün gözleri doldu, şehitler ağlıyor. O gözyaşlarının selinde hepimiz boğuluruz.


22.10.2009
Mr_lonely


F07376C024259D480C3048C096E15E827445B5C3

20 Ekim 2009 Salı

Sorgu Odası

Aşk gerçekten bu kadar ruhsuz muydu,
Yoksa namusunu kirletip orospulaştırmış mıydı aşkı insanoğlu?
Her gece başkasının koynunda dağıtılmalı mıydı,
Yoksa yalnızca bir kişiye mi verilmeliydi o gizli hazine?
Doğru olan söz hakkı olmadan kara çarşafa girmek miydi,
Yoksa namus bacak arasında olmaz deyip deli gibi sevişmek mi gerekirdi?
Normali her beğendiğine imam nikahı kıyıp yüz kadınla evlenmek miydi,
Yoksa biz sevgiliyiz deyip yüz kadınla yatmak mı gerekirdi hayat boyu?
Törenin taşladığı namussuz bir kadın mıydı,
Yoksa namussuz bir düşüncenin kamuflajı töre mi oluyordu?
Hangisi doğruydu,
Hangi yolda yürümemiz gerekiyordu?
Yoksa her ikisi de yanlıştı da onun için mi düştü yolumuz cadının evine?
Her iki yol da şekerden eve çıkıyordu da,
Dikenli olan üçüncü yol onun için mi ayaklarımızı acıtıyordu?


19.10.2009-20.10.2009
Mr_Lonely

D2FC5E8AD7A01D5F864E8140FBFCF4D41BECE383

16 Ekim 2009 Cuma

İşte O Salak Benim

    Bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı öpücüğe boğarmış. Bende bahtsız bedeviyim işte. Daha yolum çöle düşmedi ama bir gün mutlaka oraya da uğrarım bu şansla.

    Ulan bir insan meslek erbabı olupta aylarca işsiz kalabilir mi? Ya şanssız olacaksın ya da zamsalak olacaksın. Ben ikinci kategoriye giriyorum zannımca. Nedeni şu, liseye başlayana kadar çeşit çeşit işler yaptım ama lisede, benim mesleğim bu olacak, dediğim işte çalışmaya başladım. Bilen bilir Bobinajcılık, Elektrik bölümünün bir alt dalı. Zaten okulum da Endüstri Meslek Lisesi Elektrik bölümü. Toplam 4,5 yıl bu meslekle ilgilendim. Çok kalifiye olmasa da mesleğin inceliklerini çözdüm, ufak tefek işleri kimseye danışmadan, daha büyük çaplı işleri de ustama danışaraktan yapabiliyorum. Ancak şöyle bir bedevi şanssızlığı vardı üzerimde, ben mesleği geçerliliğini yitirmeye başladığı dönemlerde seçmişim. İşi öğrendiğimde Bobinajcılık yerini makinelere bıraktı, insan gücüne pek fazla ihtiyaç kalmadı. Şu anda insan gücüyle çalışan birkaç küçük dükkan var sadece. Ben bu mesleği çözdüğümde hem ustalık belgesi hem de lise diploması sahibiydim. İkisi de değersiz kağıt parçaları oluverdi bir anda.

   Bende ki akıl değil, çakıl bile değil, toz toprak. Liseden mezun olduktan iki yıl sonra Meslek yüksek Okuluna gittim. Evet doğru tahmin ettiniz Elektrik bölümü. Salaklığın daniskası biliyorum ama Meslek Lisesi çıkışlı olduğum için seçme şansım yoktu o zamanlar. Üniversite ile birlikte alan değiştirip inşaat elektriğine yöneldim. O işte de bilgim vardı ama tabi yetersizdi. 20 yaşında işe sıfırdan başladım. Bildiğiniz çıraklık işte, 12-13 yaşında çocukların yaptığını zoruma gitmesine rağmen ben 20 yaşında yaptım. Yüzüne bakmayacağınız paralara çalıştım. Usta kıvamında olmasa da o işi de az çok yapacak seviyeye geldim. Çeşitli yerlerde çalıştım yine hak ettiğim olmasa da iyi paralar da kazandım. Sonra ne mi oldu? Şu oldu, işsiz kaldım. Lisans programına hazırlanıyordum DGS ile, iki yıllık okulun üzerine üç yıl daha okuyup mühendis olacaktım ama şimdi amele bile olamıyorum. Sınavı kazanamadım o ayrı bir sorun tabi ama işte bulamıyorum o daha büyük sorun. Bu ay ile birlikte tam 8 ay olmuş evde yatıyorum. Nedeni şu, askerlik tecilimin günü doluyor erteletemeyebilirim. Ben bu devreler daimi iş aramıyorum zaten ama inşaat biter iş biter tarzı yerlerde bile çalışamıyorum. Sanki adam turşumu kuracak ulan dangalak üç ay çalıştıracaksın sonra sen yoluna ben yoluma ne inceleyip duruyorsun ki?

   Ama şu olacak askere gidip geldikten sonra her yerden beni çağıracaklar gel burada çalış falan filan. Ben de NAAAAHHH diyeceğim tabi. Gerekirse bir yıl boş gezerim yine de onların istediği yerde çalışmam. O zaman da ben seçici olacağım işte. Şu bariz ortada, özel sektörde ara eleman açığı var. Yani biz iki yıllık mezunlarının dolduracağı boşluklar. Şimdilik bir düzenleme olmadığı için o boşlukları ilkokul mezunu ortalık malı ustalar doldurabiliyor ama, eh işte o şans bize de gülecek bir gün.Ulan ben bütün bildiği ustasının öğrettiği olan, teknik olarak kendini geliştiremeyen adamla aynı parayı alacaksam niye 13 senemi verip okudum vicdansızlar. Oturduğum yerde cinlerim yine tepeme çıktı ya.

   Sonuç olarak bendeniz geri zekalı, lisede meslek seçimini onun bunun lafıyla yalan yanlış yaptım, bu birincisi aptallıktı. Bendeniz geri zekalı, mesleğim işlevini yitirdiğinde tamamen farklı bir alana yönelmeyip, aynı bölümün başka bir dalına yöneldim, bu ikincisi dangozluk, geri zekalılık vs. vs. idi. Sağ olsunlar çalışabileceğim bütün fabrikalar da kapatınca büyüklerimiz, Antalya’da daimi olarak iş bulabilme umudum da kalmadı. Bildiğiniz güzel sivri kayalar varsa gidip kafamı taşlara vurmak istiyorum.


16.10.2009
Mr_Lonely


25701E6A5F2522D1AE58451E8AEC637F3AF3EB2C

28 Eylül 2009 Pazartesi

Kiralık Sevgili Aranıyor

Numaradan aşıkmış gibi yapacak,
Sarıldığında boynumu kıracak,
Çayın demini hiç tutturamayacak,
Yemeğin tuzunu eksik koyacak,
Çamaşır yıkarken sabunu gözüne sokacak,
Temizliğini hiç aksatmayacak,
Başkasının yanında kuzu gibi olacak,
El pençe divan duracak,
Yalnız kalınca panter olacak,
Kavga edince ağzıma sıçacak,
Yatakta kesimlik kütük gibi duracak,
Bütün şehvetin a..na koyacak,
Parasını alamazsa katil olacak,
Gününü aksatsam beni vuracak,
Yine de yılların yalnızlığına çare olacak,
Sözleşmesi bitince yola koyulacak,
Kiralık Sevgili Aranıyor.

Bu da Resimlendirilmiş Hali. Tıklayınız...

28.09.2009
Mr_Lonely



DA6C80C52B1F9DE53642235CE9BD6493B0C2E5DB

11 Eylül 2009 Cuma

Suskunluğum

Yaşamıyorum.
Başımdan geçenlerden besleniyorum.
Evde hapismiş gibi geçince günlerim,
Hiçbir şey yazamıyorum.
Suskunluğum bundandır.
Vites küçülttüm hayatta,
Tam otomatik bir hayat satın alana kadar,
Bu hızla ilerleyeceğim.
Yavaş yavaş gidiyorum bu yoldan ama,
Son sürat geri geleceğim.

11.09.2009
Mr_Lonely

7E47C0078CFA5536266E0145DBE5CAEE71160818

10 Mayıs 2009 Pazar

FOK

Dünyanın en güzel kadınları,
Her davette buluşuyor.
Birbirinden şık elbiselerle,
Hepsi de göz kamaştırıyor.
Kürklerinin içinde daha bir güzel,
Daha bir çekici,
Küçük tepelerin yaratanı olduğunu sanıyor.

Dünyanın en güzel kadınları,
Parayla her şeyi alabileceğini sanıyor,
Her gün binlerce canlı onlar için ölüyor.
Kürkünün içinde gayet rahat,
Çıkıp televizyona bağırıyor;
“Hayvanlar Ölmesin.” Diyor.

Dünyanın en masum hayvanı;
Yaşamak için var gücüyle kaçıyor,
Acımasız bir tırpan darbesi,
O sevimli hayvanın canını alıyor.

Dünyanın en masum hayvanı,
Yalvaran gözlerle bakıyor.
O gözler anlayana,
Her şeyi kelimesi kelimesine anlatıyor.

“Benim adım Fok,
Senin giyecek elbisen çok ama,
Benim giydiğin kürkten başka elbisem,
Verdiğim candan başka canım yok.”