5 Eylül 2015 Cumartesi

Motor Ustası


Söyleme!
Yazma da hiçbir yere, aşka olan özlemini.
Beceremiyorsun iki kelam güzel söz etmeyi.
Eğreti duruyor aşk yüreğinde, belli oluyor kafiyesiz cümlelerinden.
Çıraksın çünkü daha yeni öğreniyorsun bu yolda yürümeyi.
Sen daha “aşk” demeyi bilmezken, ben açtığın derin yaraların şerefine içiyordum!
Rakıya mı sevdalıydım yoksa sana mı bilmiyorum.
Kadehime hapsetmişimdir belki de dudaklarını,
Belki de her yudumda yeniden buluşuyoruz diye alkolik oluyordum!
Sen aşkı bulmak adına kirlenirken bir umut bekledim hep,
Aşkın burnunun ucunda olduğunu belki görürsün diye.
Ama sen yanlış rampada hararet yaptın,
Ben ise motor ustası oldum, kırık kalpleri tamir ederken!
Sen bu yolları severken, geri dönüyordum ben!
Çok söktüm yüreğime batan zehirli aşk dikenlerinden.
Diken miydi yüreğime batan, sözlerin mi bilmiyorum.
Bildiğim bir şey varsa,
Sen, yüreğini çalıştıracak bir usta arıyorsun ama
Emekli oldum ben, artık motor tamir etmiyorum!

04.09.2015

30 Ağustos 2015 Pazar

İntikam Tugayı


Şu hayattan çok fazla intikam alacaklıyım.
Ayrıca da lanetlendiğimi düşünüyorum son zamanlarda.

Geçmişte hayatıma giren çıkan insanlara bakıyorum, hiç başarılı olmuş, alıp başını yürümüş gitmiş bir arkadaşım, eşim, dostum yok.

Çocukluk arkadaşlarım mesela, "bu çocuğun kafası zehir gibi, örnek alın işte böyle olun!" diye sürekli örnek gösterilen bir arkadaşım vardı, torbacı oldu, defalarca içeri düştü falan filan. En son gördüğümde pizzacıda paket servis taşıyordu. Bir tanesi gaspçı oldu, yıllardır içeri girip girip çıkıyor. Bir kısmı kapkaççılık yapıyordu son gördüğümde, şimdi ne yapıyorlar hiç bilmiyorum.

Benden hoşlanan kızlar vardı. Hiç gülmeyin, bir zamanlar yakışıklıydım, peşimde koşanlar vardı. (Gülmeyin ya gerçekten vardı, yalan söylüyorsam nah şurdan şuraya gitmek nasip olmasın!)

Ohooo böyle gülecekseniz anlatmayayım!

Neyse, beni seven kızlardan birinin para karşılığı kendini satmaya başladığını öğrendim geçenlerde. içim burkuldu yemin ediyorum, çok koşmuştu peşimden çünkü. Belki de hayatının yönünü ben değiştirdim farkında bile olmadan. Başka bir tanesinin peşinde de ben koştum, kabul etmedi hiç bir zaman beni. Sonra yollarımız ayrıldı. Annesi zaten çok küçükken terketmişti kızı, babası da kalp krizi geçirip ölmüş. Facebook'tan takip ediyorum, o kadar dağınık ve batak bir hayat yaşıyor ki, bir şerefsizin eline düşüp hayatının kararması çok yakın. İşin daha da kötüsü yaşadığı hayattan gayet memnun, kimsenin müdahale etmesi mümkün değil.

Aile çevreme ve akrabalarıma bakıyorum, insanlar hep bir şeyler başarmaya çalışıyorlar ama hep başarısız oluyorlar. İş kurup batıranlar, bir yerlerde mevki sahibi olmaya uğraşıp başaramayanlar vs. vs. detaya girmeyeyim.

Kendimi anlatmaya başlasam 32 ciltlik ansiklopedi serilerinden olur zaten.

işte bunlar hep benim lanetimin eseri. Bir de bana zarar vermiş olan ve benim karşılığını veremediğim şeyler var. Hep içimde patlamış intikam yeminlerim var.

İlk iş hayatına atıldığım zamanlarda hayalimde hep mühendis olmak vardı. Sırtıma 100 kiloluk kabloyu, takım taklavatı yükleyip 13 kat bana bunları taşıttıran ustaya, "işiniz gücünüz bize eziyet etmek, mühendisin karşısında esas duruşta bekliyonuz mına goyyim." dediğimde, "sende mühendis ol seninde önünde esas duruş beklesinler." demişti. Ben de, "5-6 seneye kalmaz öyle olacak zaten, inşallah seninle de karşılaşırız" dedim. Karşılaştık. Ben mühendis olamadım, onun da zaten hayattan bir beklentisi yoktu, bir adım ilerleyememiş. İkinci karşılaşmamızda da zaten kavga ettik.

Hayatımın en büyük göt oluşlarından birisi de lisede oldu. Meslek Lisesi'nde okuyordum o zaman. Hoca bir gün oturttu bizi karşısına, tek tek sordu, "Buradan mezun olabilirseniz ne olmak istiyorsunuz?" diye. Sınıfın çok büyük çoğunluğu, sanayide usta olacağını söyledi. Ben ve üç dört kişi daha üniversite okuyup mühendis veya öğretmen olmak istediğimizi söyledik. Hoca, "sınıfın büyük çoğunluğu gayet gerçekçi hayaller kurmuş, onlar çok iyi usta olurlar ama sizden hiç bir bok olmaz" dedi. Yani orada aldığımız eğitimle hiç bir bok olmayacağını söylemişti. Biz de, "hocam biz üniversiteyi kazanırız, sizi de utandırırız" dedik. Hoca da "hiç umudum yok ama, inşallah" dedi. Adamın dediği gibi, sınıfın büyük çoğunluğu inşaatlarda veya sanayide çalıştı, dükkan falan açtılar. Bizim hiç birimiz üniversiteyi kazanamadı, eninde sonunda inşaatlardaki yerimizi aldık bizde usta olduk. Yani daha doğrusu hiç bir bok olamadık. Bende dahil hiç birimiz mesleğimizi bile yapmıyoruz.

Ortaokulda ders saatinde dış kapıda nöbet tutarken bisiklete bindim diye beni döve döve müdürün karşısına çıkartan hademenin ağzını burnunu dümdüz etmek istemiştim mesela. Ama büyümem gerekiyordu, küçükken gücüm yetmezdi çünkü. Ben büyüdüm, o hademe belki ölmüştür şimdiye. Ölmediyse de tez zamanda gebermesini dilerim.

Değişik değişik örnekler var daha, ama uzatmaya gerek yok.

Bazen, insanları öldürüp ceza almayan adamlar gibi olmak istediğim oluyor. Elimde bir tane silah, sırtımda bir çanta dolusu mermiyle gezmek istiyorum. Yolda sokakta gördüğüm saygısız, sigarasının dumanını insanların üzerine üzerine üfleyen, trafikte giderken cep telefonuyla konuşan, kadın şöför görünce sıkıştıran, güçsüz gördüğü insana yükselen, şiddet eğilimli, kavga çıkarmak için ortam arayan, içip içip sağa sola saldıran, çöpünü sokağa atan, bir kaç kişi gruplaşıp insanlara laf atan, rahatsız eden, dönüp laf söyleyene de saldıran, insanların hayatını hep olumsuz yönde etkileyen, hep cesaret kıran, saygısız, saygısız, saygısız insanları öldürmek istiyorum. Örnekleri çoğaltabiliriz. Kısaca kötü insanlara kötülük yapan insan olmak istiyorum.

Üç dakikada duygudan duyguya atlayan şizofren gibi yazı yazmışım değil mi? İşte bunlar hep hayatta yediğim kazıkların aynı anda aklıma gelmesi ve benim hepsini birden yazmak istememden dolayıdır, şizofren olduğumu düşünmüyorum ama olabilirimde bilemem.

Şu sıralar da işsiz kalmak üzereyim, görev yerim değiştirilmeye çalışıldığı için restleşme aşamasındayım, aslında fiilen işsiz kalmış sayılırım ama tazminat vs. vs. haklar için bir süre daha direnmeye çalışıyorum. Yani hayat her zaman ki gibi bombok. Bir süredir gelen şehit haberleri ve ülkenin dört bir yanından gelen kötü haberler yüzünden moral olarak çökmüş durumdaydım zaten, bu da tuz biber oldu. Yani anlayacağınız bende durumlar her zaman ki gibi, bombok...

Beni örnek alan çocuklar var. Benim gibi olmak istiyorlar, çünkü güçlü olarak görüyorlar. Bende onlara, "benzeyecek başka adam mı kalmadı lan, gidin yol yakınken kendinizi kurtarın!" diyorum. Eğer bahsettiğiniz şey kas gücüyse evet ben güçlüyüm ama mental olarak güçlü olmayan insan ne kadar kuvvetli olursa olsun güçsüzdür. O yüzden ben güçsüzüm. Eğer hayat bir gün yoluma kaya döşemeyi bırakıp kendisine başka hobiler edinirse, ben de geçmişle olan hesaplaşmamı tamamlamaya başlarım. O zaman da gerçek anlamda güçlü olmaya başlarım. O gün gelene kadar kırılamayacak kadar sert kabuğu olan kuvvetli ama güçsüz bir insan olarak yoluma devam edeceğim.

Ama saygısız ve aldığı nefes bile zarar olan insanların ölmesini istediğim gerçeği hiç değişmeyecek. Yok mu içinizde taşşaklı bir devlet görevlisi, bana yetki verin de kötülüğü bitireyim ben. Valla bak ciddiyim, işim bittiğinde gerekirse kendimi de vururum.


30.08.2015
Özgür

23 Ağustos 2015 Pazar

Kızların İlk Cinsel Deneyimi




!!!Baştan uyarayım her zaman ki gibi +18!!!


Aslında ilk cinsel deneyim diye sınırlamamak gerekiyor, genel itibarıyla cinsel deneyim diyelim biz ona.

Romantik başladı, erotiğe bağladı, yakında pornodan çıkar diye geçirmeyin aklınızdan hemen, meramımızı anlatak hele bi.

Kızların cinselliğe bakışı nasıldır bilemem, sonuçta hiç kız olmadım, hiç kız gibi de hissetmedim bu yaşıma kadar. Ama bazı çıkarımlarda bulunabilirim ya da tahmin diyelim biz ona. Benim çıkarımlarıma göre de nefes alıp veren her canlı gibi kadınlar da cinselliğe heveslidir. Ama bazı toplumsal baskılar veya başka başka sebepler bu heveslerini dizginlemelerine yol açıyor.

Her neyse işte, söylemek istediğim kadınlar erkekler gibi, "zaaaaa nasıl siktim ama, kol gibi soktum zaaa" kafasında yaşamıyorlar ilişkilerini. (Zaten kol gibi dediği de kornişon salatalık kadar bir şey, en minyatür olanından.) (Örnek vermek gerekirse; Kornişon ) Daha duygusallar, bazen yeri geliyor aylarca onu ikna etmeye uğraşmak zorunda kalıyor erkek kişisi. Hele kız bakireyse bu iş çok daha fazla uzuyor hatta imkansız hale geliyor. Bunun doğal sonucu olarak bir bıkkınlık da oluyor tabi erkekte.

Neyse, sapık olmadığıma ikna etmek için verdiğim bilimsel bilgileri bir kenara bırakalım şimdi, gelelim asıl konuya.

Erkek cinsindeki ilk amaç "Skib bıraktı" amacıymış anladığım kadarıyla. (Skib Bıraktı ) Aslında bilmediğimiz bir şey değil, biz bizi biliriz bizden ötürü. Gördüğüm kadarıyla erkeklerin bir ilişkiye başlarken ilk düşündüğü şey sevişmek oluyor. Bu seçenek default olarak yüklü geliyor, aşk formatı daha sonradan güncelleme olarak geliyor. Yani, bir ilişkiye başlarken adam diyor ki, "eğer yatağa atabilirsem atarım, bir süre sonra da ayrılırım. Eğer yatağa atamazsam, hal, hareket ve davranışlarına göre belki aşık olurum. Eğer aşık olur da uzun süre aşık kalırsam evlenirim." Tabi adamın penisiyle yaptığı bu fikir telakkisi 3-4 milyar tane erkeğin aynı haltı yediği anlamına gelmez, bir genelleme yapmıyorum. Mesela ben istisnayım (Buraya Reklam Alınır)

Doğrusunu söylemek gerekirse, ben videodaki olayı Türk erkeklerine özgü bir öküzlük sanıyordum.
Formül gayet açık, bir yetenek geliştir>sonra bir kızla sevgili ol>sonra kızın zil zurna aşık olmasını sağla>yeteneklerinle onu büyüle>sana güvenmesini ve yaptığın her şeye itiraz etmemesini sağla> sevişmek için ne kadar hevesli olduğunu yokla>hevesli değilse heveslendir>ilişkiye gir>ayrıl
Ama videoyu izleyince bir aydınlanma yaşadım. (Aydınlanma ) Meğerse bu öküzlük sadece Türk erkeklerine özgü bir öküzlük değil küresel bir öküzlükmüş.

Ben bunun kendi kültürümüzden kaynaklandığını, bekaret gibi konularda veya genel olarak cinsel konularda kızlar çok baskılandığı için erkeklerin seks ihtiyaçları karşılayamaması sebebiyle bu haltı yaptıklarını düşünüyordum. Ama olayın küresel boyut kazanmış olması tüm teorimi yıktı. Bütün akademik kariyerim yerle bir oldu. Demek ki olayın cinsel açlıkla bir alakası yokmuş. E o kadar akademik kariyerim var boş dururmuyum, şak diye yeni bir teori attım ortaya. (Einstein Was Here )

Erkekler çok eşli olabilir!

Evet erkek cinsi evrimleşme sürecinde denizden sürüne sürüne çıkarken toprağa kerkinerek kara yaşamındaki ilk cinsel deneyimini yaşamış olabilir. Sonra da ilkel ve daha tam olarak gelişmemiş beyin yapısıyla da, "ben toprağa bile halleniyorsam herkese hallenirim" diye düşünmüş olabilir. Evrim sürecini tam olarak takip etmemiz mümkün olmadığı için bilmiyoruz ama milyonlarca yıl önce evrimleşmeye başladığımız düşünülürse o zamanlar erkek cinsinin beyni penisinde olabilir ve topraktan sürünerek çıktığı için de beynine zarar vermiş olabilir. Bu da çeşitli dezenformasyonlar yaratmış ve kendini çok eşli olarak programlasına sebep olmuş olabilir. Bu teorimi de kimse çürütemez önümüzdeki 5000 yıl boyunca. Önce bir evrim var mı yok mu onu kanıtlasınlar...

Sonuç olarak, bir ilişkiye başlıyorsunuz, süreç ilerliyor, siz aşık oluyorsunuz, süreç ilerliyor, kendinizi cinselliğe hazırlıyorsunuz, süreç hala ilerliyor, ilişkiye giriyorsunuz, süreç şak diye bitiyor. Sonra düşünüyorsunuz düşünüyorsunuz bulamıyorsunuz nedenini."Her şey yolundaydı, daha bir kaç gün önce kör kütük aşıktık, hatta seviştik bile, ne oldu lan?" (Nolmuş ki? ) Ne olduğu gayet açık, mission complete oldu. Adam her bir levelı başarıyla geçti, son bölümde prensesi öptü oyun bitti, sildi oyunu bilgisayardan. Aslında oyunu silmeyip hazır son bölüme kadar gelmişken tekrar tekrar son bölümü oynayıp her seferinde prensesi öpebilirdi ama yapmadı. Neden yapmadı? Nedenini açıklıyoruz işte ya bir saattir. Allah Allah ya! Nedeni şu, adam evrimsel süreçteki kodlamalarının sebebiyle çok eşli olarak programlamış kendisini. Yani başka bir deyişle, adam o oyunu bitirdi, başka bir oyun yükledi onu oynamaya başladı.

Senin için yüksek doz aşkınızın meyvesi o geceki sevişme seansıydı. Ama karşı taraf için olayın açıklaması öyle değil maalesef.

Yani sonucun sonucu olarak da şunu diyeyim, cinsellik konusuna çok fazla anlam yüklüyorsunuz gibi geliyor bana.Erkek mantığıyla düşünürseniz, bir kaç kuşak sonra artık bu konu tabu olmaktan çıkar. Bir ödül olarak veya vermek, lütfetmek olarak değil de, zevk almak olarak kodlamak gerekiyor bu işi. Eğer öyle olursa, seviştikten sonra dallama gelip "ben ayrılmak istiyorum" derse bile zorunuza gitmez, kullanılmış gibi hissetmezsiniz. Ya da ödülünü vermeden evlenmeye ikna edin zat-ı kerkenez'i. Evlilik işin içine girdiği zaman yukarıdaki algoritmalar çöküyor çünkü, başka formüller giriyor devreye.
E tabi hiç bu atraksiyonlara girmemek de bir seçenek tabii ki. Ağzı tavuk götüne benzeyenler "Kız Kurusu" derler ama aldırmayın siz onlara... (Kız Kurusu )


Çoook uzun yazdım, amacın eğlenmek olduğunu anlamışsınızdır ama, buraya kadar okuyup çemkirmek isteyen Feminist ablalar varsa lütfen yorum butonuna basmadan çıksınlar, hiç uğraşamayacağım şimdi onlarla.

23.08.2015
Özgür

20 Ağustos 2015 Perşembe

Gırmızı Mavi Hadi Gari



Masmavi gökyüzüne bakıyorum gözlerim kan çanağı,
Göz bebeklerim Kırmızı.
Hayretler ediyorum sana Allah'ın arsızı.
Ne demek "aşık oldum" ulan?
Gerzek misin oğlum, o ağanın kızı...
Kan alırlar maden ocağından Kamil,
Götünden çıkan alevin rengi, kan kırmızı.
Ümit verme geleceğe dair, bırak o kızı,
Yoksa tersinden şişirttirirler sana Big-Babol sakızı.
Sen kendini gönül hırsızı sanmışsın,
E doğaldır gözün bozuk, göremiyorsun uzağı.
İnek sanıyorsun ama o daha buzağı,
Öküzsün sen, örnek alma boğayı.
Terket bu aşkı, dellendirme ağayı.
Yoksa mumla ararsın benden yediğin dayağı.
Aslında hak ediyorsun temiz bir sopayı,
Ama adamlar kafaya koymuş karpuzunu yarmayı,
Pekmezine ekmek banmayı...
Haydi aşık olursun anlarım da,
Omirilik soğanınla mı düşündün, köylük yerde kızları birbirleriyle aldatmayı?
Bence sen terket bu diyarı,
Yoksa bu gidişle dişlemeden yiyeceksin hıyarı.

20.08.2015
Özgür

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Faydalı İle Gerzek

Faydalı ile gerzeğin fantastik hikayesi bu!

.

Sen, pazarda kafasına sütyen geçirip bağıran ikizlere takkeci,
Ben, sosyete semtine dalıp, havalı kornayla gürültü yapan kamyon şöförü.
Sen, köyün umumi tahta tuvaletindeki göt temizleme taşı,
Ben, domuz avlamak için kurulmuş fare kapanı.
Sen, eczacı kalfası,
Ben, kullanılmayan sığınak tuvaleti.
Sen, dublex lastik,
Ben, büyük boy prezervatif almış Çinli.
Sen, triplex villa,
Ben, denize girmek için şişirilmiş traktör şambreli.
Sen hep mükemmelsin,
Ben gereksiz, öyle mi prenses?
Hayat sensiz daha güzel,
Her şeyi amacına göre kullanınca.
Sen Lalezar olsan kaç yazar?
Kurur gidersin ben hortumu çıkarıp sulamayınca.
Lağıma düşürmüşsün gözlüğünü,
Ondan dünyayı bombok görüyorsun bakınca.
Sen hayat demektin eskiden belki ama,
Hayat daha güzelmiş sen olmayınca.
Bakma öyle "Ne diyor bu gerzek?" diye,
Akıllandım sol koluma seni takmayınca.
Seni Dünyam sanıyordum, Ay gibi dönerken etrafında,
Güneşmişim ben, uydu olan senmişsin aslında.



05.08.2015
Özgür


(Çok dağınık oldu be, idare ediverin bu seferlik. :S)