26 Şubat 2012 Pazar

Harem



Çok ünlü bir arkadaşım bana sevgili-ler günü hediyesi göndermiş. Adı üstünde sevgili değil, sevgili-ler günü. Bu durumda birden fazla sevgilimin olması gerekiyordu ben de onun için haremi oluşturmaya başladım.
Sezen ablamın dediği gibi, Ey Tanrım bana 3 tane, Ayyyyyyy
3'te yetmez beş tane, Ayyyyy
5'te yetmez 7 tane vir vir vir, Vir Allah'ım vir.
Harem olunca doğal tabi. Ama o vir virler ileride vırvıra dönüşmesinde... Neyse.

Bir kere bir sürü kadının olduğu bir ortamdan bahsediyorsak, o ortamda kesinlikle Hadise çıkar.  Ortalık gerilir, kadınlar birbirine girer, saçlar başlar yolunur derken Hadise çıkıp Stir Me Up diye şakımaya başladımıydı orası Harem Fight Clup'lıktan çıkar Kadınlar Hamamı Dance Clup moduna girer. Hadise şart.

Kedileri pek sevdiğimi söyleyemem ama bu kedi güzel. İnsan kucağına alıp akşama kadar okşar yani. Hem kadınlar kediyi severler. Haremde bir kedi olması lazım. Ortamın elektriğini alır ne güzel işte. Hem Kedi olabilir ama Adı Ceren. Güzel güzel. Ben sevmeye başladım bu haremi.(Ceren Taçan)

Görüntü olarak hafif çekik gözlülere karşı bir sempati duyuyor olabilirim. E şimdi bütün dünya sevmiş kendisini, dünya güzeli ilan etmiş ben nasıl sevmeyeyim. Hem haremde yağmur yağdırır taş üstüne olmaz mı? (Azra Akın)

Kafam kadar göüslerin içinde gömülüp nefessizlikten boğulup ölene kadar bekleyebilirim orada. Evet bunu yapabilirim, hem de büyük bir zevkle. Hem futbol oynarken bile bir sürü genç oyuncunun içine bir iki tane tecrübeli koyarsan o takım çok kaliteli olur. Benim haremimde böyle işte bir sürü genç kadının içerinie tecrübeli bir iki kişi yerleştiriyorum ki böylece tadından yenmez oluyor. (Pamela Anderson)

Sarışınsa mavi gözleri de varsa olay orada bitmiştir. Kanuni gibi haremin en baş köşesine geçiririm ben onu. (Jennifer Aniston)


Aslında bunlar buz dağının görünen tarafı ama yeter bu kadar. böylece ne kadar sapık bir tür olduğum ortaya çıkmış oldu.

Bu kadar kadında gözüm yok benim. Hepsini Allah sahibine bağışlasın. Sadece o olsaydı yanımda yeterdi aslında, haremi de hamam olarak kullanırdık. Ama olmadı işte. Kısmet...


Bu arada herkesin geride kalan 14 Şubat Çiçekçiler ve Kuyumcular günü Mübarek olsun.
Benim için yalnız geçirilmiş 25. 14 Şubat'tı.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Kuş

Geçen gün bir kuş gördüm parkta gezerken,
Aynı senin kalbime konduğun gibiydi ağacın dalına konarken.
Gözlerimi alamadım bir türlü üzerinden,
Her ayrıntısını sana benzetmeye çalışırken.
Ağzım açık kalmış havaya bakarken,
Birden aklım sen geldin yine,
Aynı senin hayatıma ettiğin gibiydi, güzel kuş ağzıma sıçarken.
Derken piyangocu geldi birden,
Dedi, "Abi bilet al istersen,
Hazır kuş üzerine pislemişken,
Belki şansın dönmüştür otururken."
Aynı senin benden faydalandığın gibiydi,
Ben her şeye inanacak kadar gerzekken.
Sonra kuş uçtu konduğu yerden,
Dönüp aşağıya bakmak aklına bile gelmemişken.
Arkasından "gitme" diye bağırırken,
Ortak yönleriniz geldi aklıma birden.
Sen de aynı kuşun kıçına benziyordun, Hayatımın içine sıçıp giderken.

25.12.2011
Mr_Lonely

7 Aralık 2011 Çarşamba

Pişmanlık

Hayat pişman olmak için çok kısa,
Eğer bir umut parçası bile kaldıysa hala.
Az da olsa açık kalmışsa kapılar aşka,
Sonuna kadar açmak için binlerce yumruk darbesi yetmez belki ama,
Bir yürek darbesi açar tüm kapıları sana.
Ve bir "Seni Seviyorum" sözü bedeldir tüm pişmanlıklara.


07.12.2011
Mr_Lonely

10 Kasım 2011 Perşembe

Depremden Değil Kansızdan Korkmak Lazım

Deprem, meydana geldiği yeri çok şiddetli bir şekilde sallayan bir doğa olayıdır.
Yıkıcı güce sahiptir ve hiç acıması yoktur.
Ama özellikleri arasında insan öldürmek yoktur. Deprem ne kadar güçlü olursa olsun hiç kimseyi öldüremez.
Her depremde insanların hayatını kaybetmesinin tek sebebi başka insanlardır.
Bunlara halk arasında "Şerefsiz" denir.
Bu kişiler gözünü para bürümüş "Kansız" yaratıklardır, "Trol"lerdir.
Batıl inancı olan kişilerin, yeraltında yaşayan dev yaratıkların toprağa vurması sonucu sarsıntı yarattığı iddiası da buna dayanır muhtemelen.
Şiddet konusuna gelince; Aynı depremi alıp Japonya'ya koyarsak eğer, insanlar ortamda olmaması gereken bir hareketlenme olduğu için bir süre sendelerler, bulundukları noktada kalırlar, sarsıntı geçince de hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler. Camdan dışarı bakma ihtiyacı bile hissetmezler çünkü hiç kimsenin burnunun bile kanamayacağından hiç şüpheleri yoktur.
Türkiye'de bunun tam tersi yaşanır.

Ek olarak Türkiye'de başka şeyler de yaşanır.
Mesela herkes müneccim kesilir.
Büyük bir depremin ardından aynı bölgede başka deprem olmaz bir daha denebilir.
Mesela felaketin ardından çadırda perişan halde yaşayan insanlara, "Oh valla sizden iyisi yok, bir çadırda biz mi açsak şuraya acaba." denilebilir.
Mesela Cumhurbaşkanı gelecek diye, yalakalık olsun diye, hasarlı binalar sıvanıp boyanarak hasarsızmış gibi gösterilebilir.
Mesela binalarda  malzemeden çalınabilir, alan açmak için taşıyıcı kolonlar kesilebilir.
İnsanlık için gönderilen kolilerin içinden çıkan Türk bayraklarına hakaretler edilebilir terör yanlısı bazı köpekler tarafından.

Bir de olayın insanlık boyutu var.
Dünyanın her yerinden, her ülkesinden yardımlar gelir, yardımseverler gelir.
Herkes kendi kardeşi enkaz altında kalmış gibi çalışır, bir kişiyi bile canlı çıkarsak o bizim kazancımızdır mantığıyla çalışır.
Hayatını, ailesini, sevgilisini, eşini, çocuğunu, her şeyini bırakır gelir. Sırf bir kişi de olsa hayata döndürebilmek için gelir.

Daha sonra meydana gelen ikinci bir depremde göçük altında kalıp ölmek için değil ama.
Ya da "Nasıl olsa başka deprem olmaz." mantığıyla sağlam raporu verilen bir otelde kalmak için değil.
Hiç bir siyasi görüş, mantık açıklayamaz bunu.
Atsushi Miyazaki'nin ölümüne hiç kimse kalkıp "Allah'ın takdiridir Başımız Sağolsun" diyemez.

O "İyilik Meleği"nin ölümü tamamen bir kansızın takdiridir.
Allah rahmet eylesin, Mekanı Cennet Olsun.

Böyle bir şey yazmama sebep olanlarında Allah Belasını Versin. Haksız kazandıkları her kuruşun altında kalıp ölsünler...

10 Kasım için ayrıca bir şeyler yazma gereği duymuyorum. Çünkü o tarihte sanıldığı gibi Atatürk ölmedi. Atatürk hala yaşıyor. Ve Atatürk'ü anmak için de özel bir güne ihtiyacım yok. Aklıma geldiği her gün, her an anıyorum ben zaten yeterince...

26 Ekim 2011 Çarşamba

Hayat

Hayat acımasızdı her an,
Her an dikenlerini salıyordu üzerime.
Ve gülmeyi hiç öğrenemedim ben,
Güldüğümü sanıyordum batan dikenlerin acısının verdiği yanılgıyla.
Gül'ün hayatı kadardı geçen süre.
Ama bilmediğim bir şey vardı,
O solarken ben ölüyordum. .
Ve Gül'ü hayata döndürecek bir damla suydu beklediğim.
Gül soldu, ben öldüm.
Şimdi ikimizde bir yabancıyı bekliyoruz,
Gül'ü çöpe beni mezara gömsün diye.

05.10.2011
Mr_Lonely