26 Ekim 2011 Çarşamba

Hayat

Hayat acımasızdı her an,
Her an dikenlerini salıyordu üzerime.
Ve gülmeyi hiç öğrenemedim ben,
Güldüğümü sanıyordum batan dikenlerin acısının verdiği yanılgıyla.
Gül'ün hayatı kadardı geçen süre.
Ama bilmediğim bir şey vardı,
O solarken ben ölüyordum. .
Ve Gül'ü hayata döndürecek bir damla suydu beklediğim.
Gül soldu, ben öldüm.
Şimdi ikimizde bir yabancıyı bekliyoruz,
Gül'ü çöpe beni mezara gömsün diye.

05.10.2011
Mr_Lonely

10 Ekim 2011 Pazartesi

Sitem

Buradan sitem ettiğim zaman bir şeylere,
Sebebi başka yerde efendiliğimi bozmayayım diye.
İçimdeki nefreti uzay boşluğuna bırakmış gibi hissedeyim diye.
Ama kimse kusura bakmasın,
Artık prim verilmiyor efendiliğe.
Artık herkesin meyli PİÇLİĞE.
Kimse değer vermiyor artık gerçek sevgiye,
Bu devirde insanların gönlünün kıblesi,
İBNELİĞE dönmüş İBNELİĞE...

Mr_Lonely.
10.10.2011

Atarsa atar, giderse gider. Bundan sonra alayına da gider, tugayına da gider...

16 Eylül 2011 Cuma

Benden Avrat Olmaz

Ödül Köşesi
Konu ile ilgili teknik bilgiler linkte.

Ben hediyeyi çok severim, iki hediye almışım hemen sevineyim dedim.

Şimdi bana deseydin ki bir günlüğüne kadın olsan falan filan, kavga ederdik Gardaaaşşşş.
Ne demeye getiriyorsun sen lafı bilelim ki ona göre neşter mi, döner bıçağımı, levye mi, altı patlar mı, bazuka mı.
Keyfimize göre hangisiyle darp edeceksek artık.
Neyse Allah'tan öyle dememişler,, ruhum aynı kalmak koşuluyla bir günlüğüne karşı cins olursam nasıl bir şey olurmuşum onu merak etmişler. (Cahil Milletvekili modu)

Eğer ruh hali değişmiyorsa, o zaman da benden bi bok olmazdı arkadaş onu kabulleniyoruz baştan.
Neyse konumuza dönelim;

180-120-180 ölçülerim olurdu ve 38 beden kıyafetin içine girmeye çalışırdım.
Kafam kadar göğüslerim olurdu, degajenin dibine vururdum ama namus timsali olarak her eğildiğimde göğüslerimi elimle kapatırdım.
Mini eteğimin boyu kilodumun boyuyla aynı olurdu, hatta altımda kilotta olmazdı, her oturduğumda ellerimle hava boşluğunu kamufle etmeye çalışırdım.
Muhtemelen 175 civarı boyum olurdu ama 35 santimlik eyfel kulesi topuklu ayakkabı giyerdim.
Makyajın dibine dibine vururdum. Yüzümü günlük olarak hırdavatçı dükkanına çevirirdim, her gün 3 kilo su bazlı plastik duvar boyasını yüzüme sürerdim. Hatta beni kesmezdi götüme bile makyaj yapardım. Sıçarken klozete güzel görünsün diye.
Kesinlikle bir sevgilim olurdu ve her gün kafatasının içinde var olduğunu düşündüğüm beynini sikerdim. Trip manyağı yapardım. Günde 10 kere mesaj atarsa beni hiç sevmiyorsun, 11 kere mesaj atarsa yeter be sıktın artık derdim. Eğer bara, cafeye götürürse niye beni evden uzaklaştırmaya çalışıyorsun, hem de böyle ezik yerlere getiriyorsun derdim, eğer evde ortam hazırlamışsa Allah'ın öküzü ne kadar cimrisin dışarıya bile çıkarmıyorsun beni derdim.
Yolda yürürken eğer yanımda sevgilim varsa, herkese kaş göz yapıp öpücük falan atardım çaktırmadan. Eğer birisi yavşamaya kalkarsa, aşkım bana asılıyor deyip kavga çıkarttırırdım. Eğer kavga sonucu sevgilim hastanelik olursa ya da hapise girerse terkederdim.
Eğer arkadaş ortamındaysam o an orada olmayanların dedikodusunu yapardım, daha sonra diğeri kalkarsa masadan herşeyi anlatıp birbirlerine düşürürdüm.
Eğer arkadaşımın sevgilisi varsa, geçen gün seninkini bir kızla gördüm deyip ayılmalarına sebep olurdum.
Altın günleri düzenlerdim, sıra bana geldiğinde herkesin kekinin içine müsil ilacı katardım.
Bir iş yapılamsı gerektiğinde hemen etraftaki güçlü kuvvetli erkeklere yavşayıp işimi hallettirirdim.

...

Neyse uzatmayalım, sonuçta diğer kızlardan hiç bir farkım olmayacakmış. Neticede benden Avrat falan olmaz arkadaş.Cinsiyetimden memnunum çok şükür. Allah memnun olmayanlara kolaylık versin.

16.09.2011
Mr_lonely

8 Eylül 2011 Perşembe

Bazı İnsanların Gözlerinde Hayatın Acımasızlığı Vardır

Bu Şarkıyla İyi Gider Sanki

Gülerken bile hayatındaki yorgunlukları, kırgınlıkları hissettiren insanlar var, hayatın acımasızlığını dibine kadar yaşattığı insanlar, yüz ifadelerinden, konuşmalarından, gözlerinden anlaşılıyor bu yorgunluklar. İşte o insanlar, hayatın zorluklarının ne demek olduğunu, insan olmanın ne demek olduğunu, yaşı kaç olursa olsun tecrübenin ne demek olduğunu biliyorlar.

Eminim ki burada da var onlar ve şu anda bu yazıyı okuyorlar. Evet evet görüyorum işte oradasınız, saklanmayın klavyenin arkasına, benden kaçamazsınız.

Bu konuda bize en iyi yardımcı olabilecek şey resimlerdir. Eski resimleri karıştırıp bakarsak mutlaka buluruz böyle birisini, çünkü kesinlikle hayatımıza en az bir tane girmiştir böyle bir insan. Eğer girmediyse, hayatınızda hep makara kukara yaşamış insnlar olduysa, büyük bir kayıp içerisindesiniz demektir. Hayatın acı suyundan en azından bir kere bile içmemiş insan, zorda kaldığınızda yanınızda olmayacak olan insandır. Düştüğünüz zaman gülen değil, düştüğünüz yerden kaldırmaya çalışan, kaldıramadığında sizin düştüğünüz yere atlayan insandır dost, arkadaş, sevgili, eş.

Hayatın kırgınlıklarından kastettiğim de budur bir nevi, bazı insanlar erken düşer hayatta. O yüzden tecrübenin yaşı olduğuna inanmıyorum ben. Gerçi bir çok konuda (daha doğrusu iş tecrübesi harici hiç bir konuda) tecrübe diye bir şeyin olacağını da sanmıyorum. Hayat hiç bir şeyi iki kez tekrar etmez, bu yüzden tecrübe denilen şey sadece geçmişteki salaklıklardan ibarettir.

Sonuç olarak dileğim, hayatın zorluğunu yaşamış insanlar çıksın hep karşımıza. Eğer tecrübe diye bir şey varsa, bu tür insanları seçebilmek için kullanalım. İki şanssızlıktan bir şans yaratabilmemize yardımcı olacak sevgilimiz, eşimiz olsun. Maddi zenginlik önemlidir ama asıl önemli olan gönül zenginliğidir ve buna en çok aç olan kişi de ömrü boyunca gönül zenginliğinin özlemini çeken insanlardır. Ve bu konuda en zengin kişiler de onlardır. Candır.

Seviyorum ben o insanları.

***
Gözlerinde hayatın yorgunluğu var,
Gülüşün bile hüzünlendiriyor,
Merakım çok,
Acaba kalbinde kimin adı var,
Kim seni, neden üzüyor,
Herkes bilmez bunu yalnızlık zor,
Çekeni yaşladırırken çekemeyeni öldürüyor,
Hayatın derdi yalnız hiç çekilmiyor,
Sevgiye açlığım gözlerine beni hapsediyor.


Mr_lonely
05.09.2011

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Hoca Efendi İmparatorluğu Anayasası

Ne kadar zormuş ANAYASA hazırlamak. Yemin ediyorum sadece 10 maddesini hazırlamak bile canımı çıkardı, binlerce madde yapmaya kalksam ayvayı yemişim. Neyse, aşağıda Afrika kıtası dolaylarındaki bir ülkenin Anayasasının ilk 10 maddesi bulunmaktadır.

Madde 1; Hoca Efendi İmparatorluğu, şeriat ile yönetilen, doğrudan kraliyet ailesine bağlı, tam bağımlı bir ülkedir.
Madde 1-A; Ergenekon, bir Terör Örgütüdür. Adını ağzına alan herkes müebbet hapisle cezalandırılır, üye olmak idam sebebidir.
Madde 1-B; Aksini iddia eden herkes Teröristtir.

Madde 2; Ülkenin bayrağı Kırmızı ve Beyaz Renklerden oluşur. Yapısı Ay ve Beş yıldızdan ibarettir.
Madde 2-A; Milli marş, Sordum Sarı Çiçeğe İlahisidir.
Madde 2-B; İlk iki madde kesinlikle değiştirilemez, aksini iddia eden terör örgütü üyesi sıfatıyla yargılanır.

Madde 3; Ülkenin resmi dili Arapça, Farsça ve Kürtçe'dir. Bu diller dışında herhangi bir dili kullanmak yasaktır.
Madde 3-A; Ülkenin resmi para birimi Papua Yeni Gine Kina'sıdır. (PGK)
Madde 3-B; Aile yapısı bir erkeğin en az üç kadın ile evlenmesi suretiyle şekillenir. Eğer bir erkek 25 yaşına kadar eş sayısını üçe tamamlamazsa ya da hiç evlenmezse kanuna karşı gelmiş sayılır, cezası kazığa oturtulmaktır.
Madde 3-C; İmam Nikahı, Resmi Nikah sayılmaktadır.  Eğer bir erkek üç kez boş ol derse nikah düşer. Çocukların velayeti, erkek kimi isterse ondadır. Kadının hiç bir talepte bulunma hakkı yoktur.
Madde 3-Ç; Eğer bir kadının gözleri dışında herhangi bir uzvu, kocası dışında başka birisi tarafından görülürse cezası 100 kırbaçtır. Tekrarında 200 kırbaç, tekrarında RECM.
Madde 3-D; Vefat durumunda miras paylaşımı ailedeki erkekler arasında yapılır. Eğer ailede vefat eden kişiden başka erkek yoksa miras, en yakın akrabalarının erkekleri arasında paylaşılır. Eğer soyunda başka erkek bulunmuyorsa, miras kraliyet ailesine kalır.
Madde 4; Ülkenin resmi güvenlik kuvveti Pe-ke-ke'dir.
Madde 4-A; Te-Se-Ka isimli örgütle bağlantısı olan herkes Ergenekon kapsamında yargılanacaktır.
Madde 4-B; Ülkenin yargı sistemi, Her Koyun Kendi Bacağından Asılır felsefesine dayanır. Beğenmiyorsan Ananı da Al Git Mantığıyla karara bağlanır. Temyiz hakkı yoktur, Ulema ne derse karar odur.
Madde 4-C; Ülke sınırları dışına çıkmak yasaktır, mülteci olarak kaçmaya çalışanın Anasından Emdiği Süt, Babasından çıkarılır.
Madde 4-Ç; Ülke sınırları içerisinde yaşayan herkes "Hoca Efendi Tarikatı" üyesidir, Tüm toplantılara katılmak mecburidir. Mazeret belirtmeden veya mazereti kabul edilmediği halde toplantılara katılmayanların cezası ilkinde yüz kırbaç, tekrarında 200 kırbaç, tekrarında RECM.


Madde 5; Sağlık kurumlarının nitelikleri Ebe Teyze, Çıkıkçı Murtaza ... şeklindedir. Tam teşekküllü hastane yapma teşebbüsünde bulunmaktan ziyade, düşünmek 100 kırbaç ile cezalandırılma nedenidir.

Madde 6; Eğitim ve öğretim ihtiyacı Tekkelerdeki hocalar tarafından karşılanmaktadır. İleri düzeyde eğitim almak isteyenlere " İmam Hatip Üniversitesi"nde okuma imkanı sağlanmıştır.

Madde 7; Ülkedeki spor faaliyetleri, Ulema'nın izin verdiği tarihlerde yapılmak ve yalnızca Futbol'dan oluşmak koşuluyla serbesttir. En fazla iki takım bulunabilir ve takımların ismi "İmamspor" ve " Cemaatspor"dur.
Madde 8; Ülke sınırları içerisinde, üç kişiden fazla gruplar halinde gezmek, yatsı namazından sonra sokakta dolaşmak, dul bayanların ya da içerisinde henüz evlenmemiş kız olanların evlerine girmek yasaktır.

Maade 9; Bu ülke sınırları içerisinde dünyaya gelen herkes bu kuralları kabul etmiş sayılır.

Madde 10; 3. maddeden itibaren kurallarda değişiklik yapma yetkisi Hoca Efendi Meclisi'nin inisiyatifindedir.


Mr_Lonely
15.08.2011