20 Ekim 2009 Salı

Sorgu Odası

Aşk gerçekten bu kadar ruhsuz muydu,
Yoksa namusunu kirletip orospulaştırmış mıydı aşkı insanoğlu?
Her gece başkasının koynunda dağıtılmalı mıydı,
Yoksa yalnızca bir kişiye mi verilmeliydi o gizli hazine?
Doğru olan söz hakkı olmadan kara çarşafa girmek miydi,
Yoksa namus bacak arasında olmaz deyip deli gibi sevişmek mi gerekirdi?
Normali her beğendiğine imam nikahı kıyıp yüz kadınla evlenmek miydi,
Yoksa biz sevgiliyiz deyip yüz kadınla yatmak mı gerekirdi hayat boyu?
Törenin taşladığı namussuz bir kadın mıydı,
Yoksa namussuz bir düşüncenin kamuflajı töre mi oluyordu?
Hangisi doğruydu,
Hangi yolda yürümemiz gerekiyordu?
Yoksa her ikisi de yanlıştı da onun için mi düştü yolumuz cadının evine?
Her iki yol da şekerden eve çıkıyordu da,
Dikenli olan üçüncü yol onun için mi ayaklarımızı acıtıyordu?


19.10.2009-20.10.2009
Mr_Lonely

D2FC5E8AD7A01D5F864E8140FBFCF4D41BECE383

16 Ekim 2009 Cuma

İşte O Salak Benim

    Bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı öpücüğe boğarmış. Bende bahtsız bedeviyim işte. Daha yolum çöle düşmedi ama bir gün mutlaka oraya da uğrarım bu şansla.

    Ulan bir insan meslek erbabı olupta aylarca işsiz kalabilir mi? Ya şanssız olacaksın ya da zamsalak olacaksın. Ben ikinci kategoriye giriyorum zannımca. Nedeni şu, liseye başlayana kadar çeşit çeşit işler yaptım ama lisede, benim mesleğim bu olacak, dediğim işte çalışmaya başladım. Bilen bilir Bobinajcılık, Elektrik bölümünün bir alt dalı. Zaten okulum da Endüstri Meslek Lisesi Elektrik bölümü. Toplam 4,5 yıl bu meslekle ilgilendim. Çok kalifiye olmasa da mesleğin inceliklerini çözdüm, ufak tefek işleri kimseye danışmadan, daha büyük çaplı işleri de ustama danışaraktan yapabiliyorum. Ancak şöyle bir bedevi şanssızlığı vardı üzerimde, ben mesleği geçerliliğini yitirmeye başladığı dönemlerde seçmişim. İşi öğrendiğimde Bobinajcılık yerini makinelere bıraktı, insan gücüne pek fazla ihtiyaç kalmadı. Şu anda insan gücüyle çalışan birkaç küçük dükkan var sadece. Ben bu mesleği çözdüğümde hem ustalık belgesi hem de lise diploması sahibiydim. İkisi de değersiz kağıt parçaları oluverdi bir anda.

   Bende ki akıl değil, çakıl bile değil, toz toprak. Liseden mezun olduktan iki yıl sonra Meslek yüksek Okuluna gittim. Evet doğru tahmin ettiniz Elektrik bölümü. Salaklığın daniskası biliyorum ama Meslek Lisesi çıkışlı olduğum için seçme şansım yoktu o zamanlar. Üniversite ile birlikte alan değiştirip inşaat elektriğine yöneldim. O işte de bilgim vardı ama tabi yetersizdi. 20 yaşında işe sıfırdan başladım. Bildiğiniz çıraklık işte, 12-13 yaşında çocukların yaptığını zoruma gitmesine rağmen ben 20 yaşında yaptım. Yüzüne bakmayacağınız paralara çalıştım. Usta kıvamında olmasa da o işi de az çok yapacak seviyeye geldim. Çeşitli yerlerde çalıştım yine hak ettiğim olmasa da iyi paralar da kazandım. Sonra ne mi oldu? Şu oldu, işsiz kaldım. Lisans programına hazırlanıyordum DGS ile, iki yıllık okulun üzerine üç yıl daha okuyup mühendis olacaktım ama şimdi amele bile olamıyorum. Sınavı kazanamadım o ayrı bir sorun tabi ama işte bulamıyorum o daha büyük sorun. Bu ay ile birlikte tam 8 ay olmuş evde yatıyorum. Nedeni şu, askerlik tecilimin günü doluyor erteletemeyebilirim. Ben bu devreler daimi iş aramıyorum zaten ama inşaat biter iş biter tarzı yerlerde bile çalışamıyorum. Sanki adam turşumu kuracak ulan dangalak üç ay çalıştıracaksın sonra sen yoluna ben yoluma ne inceleyip duruyorsun ki?

   Ama şu olacak askere gidip geldikten sonra her yerden beni çağıracaklar gel burada çalış falan filan. Ben de NAAAAHHH diyeceğim tabi. Gerekirse bir yıl boş gezerim yine de onların istediği yerde çalışmam. O zaman da ben seçici olacağım işte. Şu bariz ortada, özel sektörde ara eleman açığı var. Yani biz iki yıllık mezunlarının dolduracağı boşluklar. Şimdilik bir düzenleme olmadığı için o boşlukları ilkokul mezunu ortalık malı ustalar doldurabiliyor ama, eh işte o şans bize de gülecek bir gün.Ulan ben bütün bildiği ustasının öğrettiği olan, teknik olarak kendini geliştiremeyen adamla aynı parayı alacaksam niye 13 senemi verip okudum vicdansızlar. Oturduğum yerde cinlerim yine tepeme çıktı ya.

   Sonuç olarak bendeniz geri zekalı, lisede meslek seçimini onun bunun lafıyla yalan yanlış yaptım, bu birincisi aptallıktı. Bendeniz geri zekalı, mesleğim işlevini yitirdiğinde tamamen farklı bir alana yönelmeyip, aynı bölümün başka bir dalına yöneldim, bu ikincisi dangozluk, geri zekalılık vs. vs. idi. Sağ olsunlar çalışabileceğim bütün fabrikalar da kapatınca büyüklerimiz, Antalya’da daimi olarak iş bulabilme umudum da kalmadı. Bildiğiniz güzel sivri kayalar varsa gidip kafamı taşlara vurmak istiyorum.


16.10.2009
Mr_Lonely


25701E6A5F2522D1AE58451E8AEC637F3AF3EB2C

28 Eylül 2009 Pazartesi

Kiralık Sevgili Aranıyor

Numaradan aşıkmış gibi yapacak,
Sarıldığında boynumu kıracak,
Çayın demini hiç tutturamayacak,
Yemeğin tuzunu eksik koyacak,
Çamaşır yıkarken sabunu gözüne sokacak,
Temizliğini hiç aksatmayacak,
Başkasının yanında kuzu gibi olacak,
El pençe divan duracak,
Yalnız kalınca panter olacak,
Kavga edince ağzıma sıçacak,
Yatakta kesimlik kütük gibi duracak,
Bütün şehvetin a..na koyacak,
Parasını alamazsa katil olacak,
Gününü aksatsam beni vuracak,
Yine de yılların yalnızlığına çare olacak,
Sözleşmesi bitince yola koyulacak,
Kiralık Sevgili Aranıyor.

Bu da Resimlendirilmiş Hali. Tıklayınız...

28.09.2009
Mr_Lonely



DA6C80C52B1F9DE53642235CE9BD6493B0C2E5DB

11 Eylül 2009 Cuma

Suskunluğum

Yaşamıyorum.
Başımdan geçenlerden besleniyorum.
Evde hapismiş gibi geçince günlerim,
Hiçbir şey yazamıyorum.
Suskunluğum bundandır.
Vites küçülttüm hayatta,
Tam otomatik bir hayat satın alana kadar,
Bu hızla ilerleyeceğim.
Yavaş yavaş gidiyorum bu yoldan ama,
Son sürat geri geleceğim.

11.09.2009
Mr_Lonely

7E47C0078CFA5536266E0145DBE5CAEE71160818

10 Mayıs 2009 Pazar

FOK

Dünyanın en güzel kadınları,
Her davette buluşuyor.
Birbirinden şık elbiselerle,
Hepsi de göz kamaştırıyor.
Kürklerinin içinde daha bir güzel,
Daha bir çekici,
Küçük tepelerin yaratanı olduğunu sanıyor.

Dünyanın en güzel kadınları,
Parayla her şeyi alabileceğini sanıyor,
Her gün binlerce canlı onlar için ölüyor.
Kürkünün içinde gayet rahat,
Çıkıp televizyona bağırıyor;
“Hayvanlar Ölmesin.” Diyor.

Dünyanın en masum hayvanı;
Yaşamak için var gücüyle kaçıyor,
Acımasız bir tırpan darbesi,
O sevimli hayvanın canını alıyor.

Dünyanın en masum hayvanı,
Yalvaran gözlerle bakıyor.
O gözler anlayana,
Her şeyi kelimesi kelimesine anlatıyor.

“Benim adım Fok,
Senin giyecek elbisen çok ama,
Benim giydiğin kürkten başka elbisem,
Verdiğim candan başka canım yok.”