9 Aralık 2016 Cuma

İki Bin On Yemedi. Gelmesin...

Eski yazılara, yorumlara bakarken bir yorumumu gördüm, 2016 için "yeni yılınız mübarek olsun, inşallah artık mutlu huzurlu bir yıl geçiririz!" demişim.

Mutlu...
Huzurlu...

Ahlaksızlık öyle boyutlara ulaştı ki, artık tecavüzcülere tacizcilere edilen küfürler, yaptıkları şerefsizlikleri karşılayamıyor. Kadınlar aldıkları iki nefes arasında tacize veya tecavüze uğrar hale geldiler. Ve özellikle geride bırakmaya hazırlandığımız bu yıl içerisinde bu sayı belki de geçmiş tüm yıllardakinin toplamını bile katlamış olabilir. İşin daha da kötüsü, devletin artık bunları koruyor olması.

Artık bebeklere, erkek çocuklarına, hayvanlara, cansız varlıklara da tecavüz ediliyor. Eskiden tek tük olan ve çok ağır yaptırımları olan aile içi şiddet, tecavüz vakaları sıradanlaştı ve hatta neredeyse meşrulaştı.

Kadın cinayetlerine artık skor olarak bakılır oldu. Ölen her kadın maçta atılan bir gol.

Cemaatler altın çağını yaşıyor. Hatta öyle bir altın çağ ki, yangın çıkan cemaat yurdunda, yangın merdiveni kilitli olduğu için kaçamayan ve yanarak ölen öğrenciler, öldükleri için suçlu ilan edileceklerdi neredeyse. "Yangın merdivenleri neden kilitli?" diye sormadı hiç bir yetkili. Cevabı belliydi çünkü, kız öğrenciler yangın merdiveninden kaçıp sevgilileriyle buluşabilir, Allah muhafaza belki sevişebilirlerdi. Ölmeleri, daha da önemlisi bakire ölmeleri çok önemli bir detay. Namuslu gittiler cennete, orada yüz erkek gücündeki, penisleri her daim kazık gibi dik cemaatçi erkeklerin 72 hurisinden biri olacak, sekse doyacaklar çünkü.

Pedofiliyi serbest bırakan yasa teklifi getirildi meclise. Geçecekti neredeyse, son anda kurtuldu yavrucaklar. Bu durum çok zoruna gitti beş karış sakallı sahte din bezirganlarının. 6 yaşındaki kız çocuğunu koyunlarına sokmaya utanmayacaklardı, utanmıyorlarda zaten. Yasanın geçmemiş olması bu çocukların bu istismarlara maruz kalmadığı anlamına gelmiyor, sadece alenen değil de gizlice yapmaya devam edecekleri anlamına geliyor.

Ölüm, öğle yemeği gibi bir ihtiyaç halini aldı, son aldığım duyumlara göre Azrail Marmaris'ten bir ev almış kendisine. "Nasıl olsa bütün mesaimi burada geçiriyorum, bari iş yerime yakın oturayım!" diye düşünmüş olabilir.

Terör eylemleri de sıradanlaştı, ona da skor olarak bakar olduk. Eğer bir eylemde on kişiden aşağı ölü sayısı olursa umursamıyoruz.

Döviz 3,5 atıyor artık. Aslında 3,5 attırıyor.

Darbe oldu yahu. Yok yok kalkışma ama bu kalkışmanın üç saati darbe olarak da kabul edilebilir bence. Tabi yine ölenler oldu.

Faili meçhul cinayetler son gaz devam ediyor.

Değerli insanları birer birer kaybetmeye devam ettik.

Tüm dünyanın Mersin'e gittiği yerde biz yine tersine tersine gitmeye devam ediyoruz.

Kişisel olarak da boktan bir yıl oldu benim için.

Uzun bir aradan sonra işsiz kaldım. İnanmayacaksınız ama işsiz kalmamın sebebi de dolaylı yoldan darbe girişimi oldu. Yani Fetö asıl darbeyi bana yapmış oldu.

İşsiz kalınca bir kaç başarısız işe giriş çıkış hikayelerim oldu, hatta bir tanesi rekor olabilir, tam bir gün sürdü. "Niye bir gün sürdü peki?" Çünkü kaza yaptım. Bir otobüs kullandığım tıra arkadan çarptı, beş yaralı vardı. Sonra şirketin baş şoförüyle kavga edince iş hayatı da erken bitti o şirkette. Allahtan ölen veya ağır yaralanan yok...

Bir iki yerden hakkım olan alacaklarımı alamadığım için maddi olarak da darboğaza girdim.

Aşk diye bir şey varmış, o bu sene de yok.

2016 yılı mutsuz ve huzursuz bok gibi geçti. 2017 yılından da herhangi bir beklentim yok. 2017'nin de berbatlıkta bu yılın üzerine koyarak devam edeceğini öngörebiliyorum. O yüzden gelmesin. Hem ekonomik kriz var, yeni bir şey almayalım pahalıdır, 2016 yılı daha tam eskimedi onunla bir yıl daha idare edelim seneye direkt 2019'a geçeriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yaz,
Gönlünü ferah tutarak yaz,
Okuyan olmasa da yaz,
Sen yeter ki yaz...