23 Mayıs 2015 Cumartesi

Müjde Ey Halkım!



Age of Empires serilerinde vardır, bir tane tapınak dikersin, sonra etrafına bir sürü işçiyi toplarsın başlarlar eğilip kalkmaya, ibadet etmeye. Karşılığında da moral puanları kazanırsın, bu moral puanları sayesinde daha güçlü savaşçılar, yaratıklar, işçiler falan çıkarırsın. Genellikle de bir tane imamı olur onun işi de canı azalan savaşçıların, işçilerin canlarını doldurmak olur.

Tabi oyunu hile ile oynamıyorsanız, kod yazıp sınırsız yiyecek, odun, altın kazanmıyorsanız bu tapınaklara ihtiyacınız var demektir.

İbadethanelerin genel işlevi de hemen hemen aynıdır. Toplumsal düzeni sağlayan, insanlara insan olması gerektiğini anlatan siniri alınmış, pambık gibi insanların bulunduğu ortamlardır. Müslümanı da aynıdır, Hristiyanı da aynıdır, Budisti de aynıdır, Pastafaryanı da aynıdır. Buralardaki yetkin insanların dünyevi tatminlerle genellikle işi olmaz, sadece ufak tefek ihtiyaçları vardır. Bu yüzden de düşmanları olmaz. Arada bir kendini bilmez bir sapık çıkabilir doğrudur ama bunun ihtimali de yolda yürürken evin birinin balkonundaki saksının, birisinin kafasına düşüp öldürmesi ihtimali kadardır.
 Yani nadiren bir sapık bir din adamının canına kast etmeye kalkışır, küresel çapta tepki çeker.

Şimdi ülkemizin son dönemlerinde, oyunu hile ile oynayanlar türemeye başladı. Kod yazıp bölüm geçiyorlar.

E tabi bu durum, korkuyu da beraber getirdi sonuç olarak. Bir ülkenin Diyanet işlerinin en yetkin kişisi, siyasi bir taraf seçerse, dini bilgilerini siyasete alet ederse, birilerinin çıkarı uğruna kendisine inanan kişileri manipüle ederse korkuya kapılması doğaldır. E bu doğallık korunma ihtiyacını da beraberinde getirir. Tarafsız olması gereken kurumlar taraf olursa, karşısında bir cephe oluşur.
Kendisini, hiç olmaması gereken bir savaşta, silahsız ve savunmasız olarak buluverir.

E şimdilik koltuğunun altında takıldıkları güçlü olduğu için, zırhlı araçlarla koruma altına alınıyorlar. Günü geldiğinde nasıl olsa, taraf olmaması gerektiği halde saf seçen topluma mal olmuş diğer kurumsal kişiler gibi bertaraf olacaklar.

Siz o gün gelene kadar böyle müjdelerle oyalanadurun.

Bir yandan da sevinin, cumhurla taştaş geçebilen bir başkanımız var.

Istırırım ben onu.
Yalarım.
Oyhşşş.

22.05.2015

17 Mayıs 2015 Pazar

Tezgahmetre

Önce kendi profil sayfamı açıyorum,
Sonra yeni bir sekmede seninkini.
İkimizi yan yana getirmeyi becerebildiğim tek yer Facebook profilleri.
instagram'da görüyorum paylaştığın resimleri,
Gözlerin uykusuzluktan folloş olmuş,
Masada Rakı-Balık qeyfi.
Altta bir açıklama, "Bana dostlarım yeter, giden kaybetmiştir beni"
Yorum gelmiş saniye sekmeden, "İşte kardeşliğin resmi"
Swarm bildirimi yapılmış, mekan "İsyan Meyhanesi"
Bana haber versen iyi olurdu, arkadaşımdır sahibi.
Güzel ortamdır, eğlenceli,
Ama bir hesabı var ki, bildiğin kol gibi.
Her bildirimin de gönderme var birisine,
Kıskandırmak istiyorsun sevdiğini ama emin ol sallamıyor bile seni.
Bulunmaz Hint Kumaşı mı sanıyordun sen kendini?
Hiç bir zaman aradığını bulamayacaksın,
Oyuncak olmuş gibi hissedeceksin bir zaman sonra.
Popüler kültür çünkü heveslendiğin, kısa vadeli.
E biliyorsun, sen değilsin dünyanın en güzeli,
Sıkılınca paketleyecek seni de popülerizmin en asil gerzeği.
Sonra mekanın olacak yine İsyan Meyhanesi...
Kusura bakma sevdiğim,
Sen, ciks mağazalardan alınmış pahalı kot pantolonların içerisine hapsedilmiş götleri sevdin,
Ben de seni...
Ama sanma ki sonsuz aşkla olurum sana stepne lastiği.
Sanma ki gözünü kucağında açmış köpek eniği.
Kimler geldi kimler geçti torna makinesinden,
İnsan ettik kimisini,
Altından değerli hale geldi.
Bozuldu kimisinin astro fiziği,
Hurdası bile beş para etmedi.
Sen de belirliyorsun yavaş yavaş tezgahtaki değerini...

17.05.1015
Özgür

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Redd-i Aşk

Reddedilmek, altıpasta beklerken önüne düşen topu boş kaleye yuvarlayamayıp  auta dikmektir.

Birebir futbolla aynıdır bu olay. Nedenini açıklayayım biraz;

Altıpas denilen bölge kalecinin durduğu ve dokunulmazlığının olduğu bölgedir. Bir oyuncu orada kaleciyle karşı karşıya kaldıysa, gol atamaması, atmasından daha zordur.
İkinci bir nokta da, bir oyuncunun orada kaleciyle karşı karşıya kalabilmesi için, atak yapan takımın, mükemmel organizasyonlar yapması, bir ekip çalışması yapması gerekir.
O golün kaçması demek, hazırlanış sürecindeki bütün emeğin çöpe gitmesi demektir.

Şimdi futbolla ilgili terimleri çıkarın, yerine bir kadına sevdiğini söyleme aşamasına gelirken geçilen süreçleri koyun...

Ağır bakıma girersin, kaportayı çekiçletirsin, darbeli yerlere macun çekersin, lokal boya yaptırırsın, çizik çoksa komple boyatırsın falan. Saç, baş, elbise hepsini tamamlarsın, bodur eşekten Midilli'ye dönüşüverirsin bir anda. Pancar motoruyken modifiyeli Şahin olursun.

Sonra fiyakalı laflar düşünürsün, "Ulan şöyle şöyle söyleyeyim şekil olur" diye kurulursun kendi kendine. Olmadı sağdan soldan fikir alırsın, güzel laflar havuzunda boğulursun. Bir ton cümle hazırlamış olsan da bir şeye yaramaz, hepsini unutursun zaten. Genellikle o konuşmalarda söylenen şeyler, içeriden gelen tamamen doğal kelimelerdir.

Hayatında kapısından girip bir şey yemeyeceğin janjanlı mekanlardan gerekirse randevu alırsın. Işıltısından, bir de süslü kokanatlarından başka bir özelliği yoktur bu mekanların. Bir avuç yemeğe iftar çadırı kuracak kadar parayı bayılırsın genellikle.

Bir tomar çiçek böcek kucaklarsın, sırf sevdiğinin gönlünü hoş tutmak için.

İşte sonra oturursunuz karşılıklı, konu bellidir zaten de maksat ayılık olmasın diye bir kaç hoşbeş edersiniz. Konu döner dolaşır, rampadan aşağı inerken freni boşalan Bmc kamyonun binanın birine bodoslama daldığı gibi aşk meşk mevzusuna gelir.

Senin günlerce üzerinde çalışıp toparladığın bir kamyon güzel sözün sağlaması, klasikleşmiş tek bir cümleyle yapılır.

İşte bu nokta kalecinin boşa çıkıp topu ıskaladığı nokta, bomboş kale, önünde kalmış top, gol diye bağırmayı bekleyen bir kamyon seyirci, vuruyorsun topa...

Aut ya, aut tabi anasını satayım. Toprağını sulayan fıskiyenin, suyunu veren çeşmesine tükürdüğümünün çimi zedelenmiş tam o noktada. Ayağın takıldı tam topa vuruken, top gitti aut oldu, sen de yere ters bastığın için ayağın kırıldı. 6 ay futboldan uzaksın, geri döndüğünde de aynı kalitede futbol oynayıp oynayamayacağın belli değil. Belki de futbol hayatın fıtık oldu...

İşte aşık olduğun birisi tarafından reddedilmekte hayat hikayesini böyle tersten okutur adama. 6 ay kendine gelemezsin, kendine geldiğinde de tekrar eskisi olup olamayacağın belli değil.

06.05.2015