26 Kasım 2012 Pazartesi

Ölümü Düşünmek


(En baştan anlaşalım, senin daha yaşın kaç? Bunları düşünmek için daha çok erken falan diye girmeyelim söze. Ölümün yaşı olmaz.)

Süheyla'yla başlayalım eğlenceli bir giriş olsun.

Bak Süheyla bunlar Ateş Böceği.

Sanma ki bunlar ışık saçan güzel varlıklar,
Bunlar; günahları götüne vurmuş yaratıklar.
Cehennemde yanacaksın dedikleri işte bu Süheyla.
Çakacaklar götüne kibriti,
"Yandım anam" diye böyle dolanacaksın işte.
Sonra iki tane zibidi gelip seni göstererek,
"Bak aşkım Ateş böcekleri ne güzel ışık saçıyor." diyecek.
Gördün mü Süheyla bak,
"Ateş böcekleri ne güzel ışık saçıyor!"

Arada bir yeni blogların keşfine çıkıyorum boş kalırsam. Yeni bloglar izlemeye alıyorum ve genellikle eski yazılarını okuyorum. Yine bu operasyonlarımdan birisindeyken bir yer keşfettim okumaya başladım, okurken bir yazısına denk geldim, blog sahibi ameliyat olmuş ve ameliyattan çıktıktan sonra da (muhtemelen hastaneden) bir yazı girmiş iyi olduğunu falan yazmış. O yazıdan bir kaç gün sonra bir yazı daha girilmiş, bu sefer blog sahibinin kardeşi yazmış, abim şöyle iyi bir insandı böyle efsaneydi falan. Blogun sahibi kişi vefat etmiş son yazısını girdikten bir kaç gün sonra. Blogunu şu anda kardeşi kullanıyor, onun ismini devam ettiriyor.

Bu konunun aklıma düşmesi de tam olarak yukarıda anlattığım enstantaneden sonra olmadı. Böyle şeylere ihtiyacım yok ki benim, ben doğduğum günden beridir ölümü düşünüyorum zaten. Ki doğduğum günden beridir ölmek için yaşıyorum, aldığım her nefes, attığım atamadığım her adım beni ölüme biraz daha yaklaştırıyor.

Sanatçılarda eserlerini miras bırakma kaygısı olur ya, işte onun gibi bir şey benim bu yazıyı okuduktan sonra kafama takılan. Mesela ben ölsem kimin haberi olur içinizde?
Hadi diyelim ki burası sanal dünya, telefon rehberimde kayıtlı olan arkadaşlarımın, yani beni kanlı canlı gören insanların bile haberi olmaz uzunca bir süre...

...

Anlayacağınız ben ölürsem, hayatımdaki herşey bu yazı gibi yarım kalacak. İşin en güzel tarafı da hiç kimsenin bu yazının geri kalan kısmını merak etmediği gibi veya hiç kimsenin bu blogda acaba yazacak başka neyim vardı merak etmediği gibi hiç kimse ölmeseydim neler yaşayacaktım bunu merak bile etmeyecek.
Yani benim arkamda adımı yaşatacak hiç kimse olmayacak. Ben gerçek manada ölmüş olacağım.

O zaman Allah Rahmet Eylesin Bana.
Ruhuma El Fatiha.

Özgür

6 yorum:

  1. "Senin daha yaşın kaç..." demeyeceğim. Güzel günler göreceğiz, demek isterdim...
    Benim umurumda...

    YanıtlaSil
  2. Aysema;
    Güzel günler görme umudumuz da kalmadı sanki artık.
    Teşekkürler.

    Saygılar...

    YanıtlaSil
  3. ölümü bir çok insan gibi çok düşünürüm ben de.. alıştırmaya çalışırım ama yine de birinin ölüm haberi canıma okur.. geçer sonra çok yakınım bile olsa bir süre sonra unutulur gider.. benimki de farklı olmayacaktır.. seninki de..

    YanıtlaSil
  4. Bence de öyle. İnsanlar kendini doğurup büyüten annesinin, babasının ölümünü bile bir süre sonra kabulleniyor.

    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  5. Biraz işin içine arabesklik katayım;
    yaşarken ölmekte var...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya şimdi edebiyat parçalayıp zaten yaşamadan ölünmez diyebilirdim ama öyle demeyeyim. Yaşarken ölmenin nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyorum, hatta ben bu yaşıma kadar o şekilde yaşadım...

      Sevgiler...

      Sil

İçinden geldiği gibi yaz,
Gönlünü ferah tutarak yaz,
Okuyan olmasa da yaz,
Sen yeter ki yaz...