18 Ekim 2012 Perşembe

Kuyruk Acısı


Bazı insanların aşırı derecede sevme özürlü olduğunu düşünüyorum. Çocuk sevgisi, anne sevgisi, vatan sevgisi falan değil, aşk konusunda özürlü olmalarından bahsediyorum. Birçok insan yakınır bu konuda özellikle de kadınlar hep bir öküze âşık olduklarından dem vurup dururlar.

Böyle öküz falan diyen olduğu zaman “e sende inek olmasaydın da insanla ilişki yaşasaydın” demek geçiyor içimden. Hayır, acımıyorum bu tip insanlara, ne kadar ağlayıp zırlasalar da acımıyorum çünkü hak ediyorlar, çünkü hep önlerindeki iki seçenekten yanlış olanı tercih ediyorlar. Bir kere iki kere yapılırsa bu hatalar tecrübe denir adına, ama insan her seferinde yanlış tercih yapıyorsa salaklıktır bunun açıklaması.

Benim başıma çok geldi bu tarz şeyler o yüzden agresif takılıyorum biraz. Birçok kadın tarafından reddedildiğim için “Doğmadan Ölmüş Aşklar Mezarlığı. “ Bir mezarlık dolusu değil belki ama başlamadan biten her şey doğmadan ölmüş çocuk gibidir sonuçta. Umutla başlanmış, hevesle amaca dökülmüş, hüsranla bitmiş. Her ölü de bir mezarda yatar. Türbe gibi oldu kalbimin içi.

Çok ağır laflar edip pişman olanlar da oldu, çok ağır kelimeler kullanmayan ama ikinci bir şansa yer bırakmayacak kadar kesin konuşup, sözlerinden geri dönmeye cesaret edemeyenler de oldu. Tercihleri hep benden daha yakışıklı olanlar ya da benden maddi olarak üstün olanlar oldu.  Hüsnü kuruntu yapmıyorum çünkü tercihler hep bu yöndeydi.

Sonra çıkıp bir tanesi  “ben dış görünüşe önem vermiyorum”, “ben maddiyata önem vermiyorum” dediği zaman içimden derin bir “Hasiktir” çekmek geliyor.

Her insan yanında güzel birisini ister ve bunda sonuna kadar haklıdır. Ben beni tercih etmedikleri için değil, kriterlerini hep tek bir noktada topladıkları için kızıyorum. Yani eğer belirli bir ortalamanın üzerine çıkacak kadar yakışıklıysanız istediğiniz kadar hödük, umursamaz olabilirsiniz. Çünkü o kadın sizin yakışıklılığınız sayesinde piyasa yapıyor, standartlarını yukarı taşıyor. Eğer benim gibiyseniz, kesinlikle Rocco Sifredi gibi becerilere sahip olmanız gerekiyor ya da Dünya üzerinde görülmemiş derecede kibar ve modern olmanız gerekiyor.  Kadınların tahammül sınırları yakışıklılık seviyenize göre yükseliyor. Bunlar yılların gözlemine dayanan gerçekler, hayal ürünü değil.  Maddiyata hiç girmiyorum bile.

Bu yazının ana fikri olarak, “ben abazayım kadınlar biraz da benimle yatın” gibi bir anlam çıkmış dönüp okuyunca onu gördüm ama anlatmak istediğim o değil.

Evet bende bulunan iki metre göt ve üç metre göbek yalnız kalmam için başlı başına bir neden ve benim bu konuda kendimi geliştirmem, daha çok sporla haşır neşir olmam gerekiyor farkındayım. İmkânlarım el verdiği müddetçe de bunun peşinde koşuyorum zaten. Ama olay, “sen çok iyi bir insansın” noktasında kilitleniyor. “ Eğer seninle evlenirsem beni mutlu edeceğinden eminim” noktasında kördüğüm oluyor. Madem bundan eminsin, peki problem nerede?  Ben biliyorum problemin nerede olduğunu, zihninde canlandırırken beni yanına yakıştıramadığını da biliyorum. Kadınların övünüp durduğu 6. His’ten bende de bol miktarda mevcut çünkü…

Bir ömür mutlu olabileceği bir insanla yaşamak için sadece, dünya görüşündeki standartları biraz aşağı çekmesi yeterli olabilecekken, bunu tercih etmeyip sabit fikirlere dayanıp, kucaktan kucağa düşen kadınlara bir sitemdi bu. Belki bunu okuyan olur da biraz özeleştiri yaparlar. Benim gibi bahtsız bedevi olan ve standartlarını yüksek tutmadığı halde aradığı mutluluğu bulamayan kadınları tenzih ediyorum. Onların tek suçu şanssız olarak dünyaya gelmektir.


Yine anlatmak istediğim şeyi tam olarak ifade edemedim. Yaptığım saçmalamalara tahammül edip buraya kadar okuyanlara teşekkürler…

Özgür

12 yorum:


  1. Sevgili Özgür; sen de yanlış seçimler yapıyor olabilir misin acaba? Çok güzel kadınların yanında yüzüne bakılmayacak ( dışardan bakan, kendi değer yargılarına ve kriterlerine göre) ne erkekler gördüm, eşi tarafından gözlerinin içine sevgiyle saygıyla bakılan ve birliktelikleri yıllarca mutlu süren. İnan ki; bir kadın erkekte yakışıklılıktan önce çok daha farklı özellikler arar. Tek amacı koluna takıp gezmek değilse eğer.

    Bir abla hatta oğlumla yaşıt olduğuna göre teyze de diyebilirsin. Sana tavsiyem; kendini böyle acımasızca eleştirmeden önce, arkadaş seçimlerinde aradığın kriterleri gözden geçirmen olacak. Çok üstün özelliklerin olduğundan eminim. Bunun farkında ol ve lütfen kendini sev. Ki bu elektrik karşındakine de geçsin.(Umarım haddimi aşmış olmuyorum. Eğer böyle düşünmene neden olduysam çok özür dilerim)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk cevap vereceğim konu had aşma meselesi; kesinlikle böyle bir şey yok. Her yorum, eleştiri beni geliştirir istedigin kadar yazabilirsin abla.

      O çok güzel kadınların çirkin erkek kombinasyonu tamamen duygusal. En düşük duygusallık Bmw ile başlıyor o konuya değinmedim fazla sinir krizine giriyorum çünkü o zaman. Yeni nesil, en azından benim jenerasyonum, tipe önem veriyor. Bunu açıkça da dile getiriyor zaten.

      Düzgün cümleler kurabilmek, ağır işleri yapabilmek ve araştırma yapabilmek dışında başka bir özelliğim yok. Ha bir de Elektrik teknikeriyim işimden az çok anlarım.
      Bir ortamda konuştuğum zaman sözüm dinlenir insanlar az veya çok saygı duyar ve çocuklarla çok iyi anlaşırız. Beni sevmeyecek çocuk yoktur. İşte tüm bunlar beni iyi bir insan yapıyormuş. O konuda da umudum yok tabi.
      Ya daha çok devam ederim bu konuya da anlatamıyorum bir türlü. Anlatmak istediğim şeyden farklı bir anlama ulaşıyorum ve atarlı ergen gibi görünüyorum.
      Konu birebir burada anlattığım gibi değil yani. Bir de insanın eksiklerini görmesi gerekir diye düşünüyorum ama ben hep eksiklerime konsantre oluyorum galiba. :)

      Neyse, teşekkür ediyorum bu uzun ve teselli edici yorum için.

      saygılar

      Sil
  2. hepsi öyle değildir muhakkak ama kadınlar görüntüye fazlaca takılıyor bunu ben de onaylıyorum bir bayan olarak.. neden çünkü "ilk görüşte aşk" mantığından kopabilmiş değiliz çoğumuz.. doğal olarak tanımadığın birinde gözüne çarpan ne oluyor gülüş, bakış yani görsellik..
    işimden kazandığım gözlemlere göre de fotoğrafını çektiğim her 10 evlenecek çiftten 9 u birbirine yakışmıyor (bu benim şahsi fikrim) ve bunun cevabını da kapıdaki süslenmiş son model gelin arabaları açıklıyor.. bence de çok acı..
    daha çok moralini mi bozdum bilmiyorum ama kendimle aynı fikirde birilerini görmek mutlu etti beni.. belki sandığımızdan daha çoktur bu konudaki duyarlı insan sayısı diyorum, öyle umuyorum..

    Sevgiyle kal..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de genelleme yapmıyorum bu konuda ama bana hep bu tipler denk geliyor işte. Galiba yine dış görünüşümle alakalı. İlk görüşte aşktan bağımsız düşünmek gerek çünkü benim başıma gelenler ilk görüşte olan şeyler değil.
      İşin ne merak ettim şimdi :)
      Yok aleni olan bir şey, zaten moralimi bozuyor.
      Aynı düşünce yapısına sahip birisini kazanmak hoşuma gitti. Hoşgeldin köyüme...

      Sevgilerle...

      Sil

  3. hoşbuldum.. seninle tanışmam benim de fazlaca takıldığım bir konuda oldu, güzel oldu.. fotoğrafçıyım daha çok gelin ağırlıklı.. nelerle karşılaştığımı tahmin edebiliyorsundur..
    belki biraz olsun karamsarlıktan kurtul diye söylüyorum ben kalbimi doldurdum, içinin derinliklerine yaklaştıkça gözüme her gün daha güzel gelen biriyle.. Bir Adriana Lima değilim buna rağmen o da benimle.. içini ferah tut ve sevgini vereceğin kişiye rastladığında kaçırma.. her şey güzelleşecektir ;)

    YanıtlaSil
  4. Adriana Lima'dan başlayalım, çok daha güzellerini gördüm bu kadının tek özelliği ünlü olması, klasik olacak ama makyajsız ve yakın çekim resimlerini görsek hayatımıza küseriz eminim. O yüzden kendini onunla kıyaslama bence. Güzel meslek seçmişsin hep mutlu anları fotoğraflıyorsun.
    Bir ömür mutluluk diliyorum. :))
    İnşallah dediğin gibi olur.

    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  5. sürekli ağızlarda dolanan bir kişi olduğundan onu seçmiştim ana fikir şahıs değildi.. :) iş olarak genelde "mutlu görünen anları" fotoğraflıyorum diyelim.. ki normalde öğrenciyim, her neyse.. teşekkür ederim..
    Sevgiyle kal..

    YanıtlaSil
  6. Bak yine aynı kapıya çıktık. Demek ki şanslıymışsın ki bir öküze denk gelmemişsin.
    Her ne kadar mutlu görünen an olsada içinde mutluluk kelimesi olması bile yeterli. Öğrencilik hayatında da başarılar diliyorum.

    Cep telefonundan giriyorum internete, blogunu inceleyemiyorum o yüzden ama göz ucuyla baktığım kadarıyla aynı pencereden bakıyoruz hayata. İlk fırsatta daha geniş inceleyeceğim.

    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  7. Hakan Günday ın kitabından alıntı yapmak istiyorum
    "Kayra bir gün bana, “Mutsuzluğuna hiç bir çare aramıyorsun.” demişti.“Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberdar olmayan bütün gerizekalılar gibi. Ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin.”

    YanıtlaSil
  8. Rue;
    Yok ya ben o kadar acımasız değilim galiba. Gerizekalı olduğum doğrudur ama kendi derdimi kendim çekerim genellikle. Herkes kendi kaderni yaşar. :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  9. yanlış anlaşılma oldu sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ya yanlışlık olmadı. Ben de kendi hakkımda öyle düşünüyorum.

      Sil

İçinden geldiği gibi yaz,
Gönlünü ferah tutarak yaz,
Okuyan olmasa da yaz,
Sen yeter ki yaz...