26 Ekim 2012 Cuma

Korkularım, Takıntılarım, Bağımlılıklarım

Ödül postu dönüşü yaptım yine. Ben kimim ki acaba?

Ben delikanlı adamım hiç bir şeyden korkmam tarzı zırvalamayı düşünmüyorum. Korkarım. Ama sırf somut şeylerden korktuğumu söyleyemem. Örneklemeye başlayayım en iyisi;

En büyük korkularımın başında yalnızlık gelir. Günahım çok demek ki hep yalnız kalıyorum, Cehennem azabını ben  burada çekiyorum galiba.
Kurtulmak için çeşitli çabalarım oluyor ama boşa kürek çekmek deyimi benden türemiş, çaresiz kalıyorum bu konuda...
Bir diğer korkum mezarlıklar. Yok ya ölüden falan korktuğum yok, mezarı açıp içindeki meftayı da çıkarabilirim, içine yine mefta da yerleştirebilirim. Ama ben genel olarak mezarlıklardaki negatif enerjiden korkuyorum. Sanki orası yasaklı bölgeymiş gibi geliyor. Yenmek için bir çaba sarfetmiyorum. Gerek yok zaten, hepimiz bir gün oranın yolcusuyuz...
En belirgin korkum da benim. Evet kendimden korkuyorum. Aşırı duygusallık her zaman iyi olmuyor. Duygusallıkla ağlaklık birbirine karıştırılmasın kızgınlık da bir duygudur ve ben hepsini yoğun yaşıyorum. Pire için Deve keserim gözüm arkada kalmaz bile...

Pek takıntılı birisi olduğumu düşünmüyorum ama takıntıdan sayılırsa bir kaç özellik mevcut.
Anahtar, kimlik, cep telefonu üçlüsünü yanıma almadan dışarı çıkmam. Ben kötü bir takıntı olduğunu düşünmüyorum o yüzden çözüm arayışına girmiyorum bu konuda.
Kazanma takıntım var. Bir şeyi sürekli kaybediyorsam kazanana kadar uğraşırım, kazanamazsam da bu sinire dönüşür. Bu konudaki en belirgin kaybedişim İddaa bence. Yahu bir kupon hep tek maça yatar mı? Neyse, bunu da değiştirmek için bir çabam yok...
Bir de müzik takıntım var. Yatarken, kalkarken, duştayken, tuvaletteyken her yerde müzik dinlemek istiyorum. Söylemeyi de severim, sesim de güzel sayılır yurofüsyon birincisi olacak düzeydeyim yani... Bunu da düzeltmek için bir çabam yok.

Bağımlılıklarım da belirgin aslında blogumda yazdıklarımdan da anlaşılabilir...
Mesela Atatürkçülüğe bağımlıyım. Atatürk'ü ilahlaştıranlara sinir oluyorum ama onun çizdiği yoldan gitmeyenlere de sinir oluyorum. Atatürk'ün fikirlerinin doğruluğunu yanlışlığını tartışacağımıza açtığı yolu genişletip büyüterek ilerleseydik şu anda dünya üzerindeki söz sahibi ülkelerden birisi olurduk. O patika yol otoban olurdu şimdiye kadar...

Bir diğeri Beşiktaş. Biz sevinmek için sevmedik. Barcelona'ya kök söktüren, izlerken zevkten dört köşe eden, bir nevi orgazma ulaştıran basket takımını izledikten varsın yenilsin. Sonuç önemli mi Beşiktaş ruhu var sahada...
Feda...

Bir diğer bağımlılığım ailem. Hiç kimse veya hiç bir şey annemden, babamdan, ilerde nasip olursa eşimden, çocuklarımdan daha üstün değildir, olmayacak.

Ödülü bana ortalayan ve gol atmamı sağlayan T.İ.O abime saygılarla yayınlıyorum.

Ayrıca da herkesin Kurban bayramını ve 29 Ekim Cumhuriyet bayramını kutluyorum.


Özgür

8 yorum:

  1. Estağfurullah abi kime ne zararım olmuş. :)

    YanıtlaSil
  2. insanın kendini tanıması güzeldir =)

    YanıtlaSil
  3. harika yazmışsın:))Sesini dinlemek nasip olur inşallah:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Konu komşu dinliyor bol bol. :)

      Sil
  4. :))rica ederim.inşallah birgün dinlemek kısmet olur.

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yaz,
Gönlünü ferah tutarak yaz,
Okuyan olmasa da yaz,
Sen yeter ki yaz...