20 Ekim 2009 Salı

Sorgu Odası

Aşk gerçekten bu kadar ruhsuz muydu,
Yoksa namusunu kirletip orospulaştırmış mıydı aşkı insanoğlu?
Her gece başkasının koynunda dağıtılmalı mıydı,
Yoksa yalnızca bir kişiye mi verilmeliydi o gizli hazine?
Doğru olan söz hakkı olmadan kara çarşafa girmek miydi,
Yoksa namus bacak arasında olmaz deyip deli gibi sevişmek mi gerekirdi?
Normali her beğendiğine imam nikahı kıyıp yüz kadınla evlenmek miydi,
Yoksa biz sevgiliyiz deyip yüz kadınla yatmak mı gerekirdi hayat boyu?
Törenin taşladığı namussuz bir kadın mıydı,
Yoksa namussuz bir düşüncenin kamuflajı töre mi oluyordu?
Hangisi doğruydu,
Hangi yolda yürümemiz gerekiyordu?
Yoksa her ikisi de yanlıştı da onun için mi düştü yolumuz cadının evine?
Her iki yol da şekerden eve çıkıyordu da,
Dikenli olan üçüncü yol onun için mi ayaklarımızı acıtıyordu?


19.10.2009-20.10.2009
Mr_Lonely

D2FC5E8AD7A01D5F864E8140FBFCF4D41BECE383

5 yorum:

  1. Merhaba Özgürcüm;

    Düşünceleri, farklı bir tarzda ifade şekli, sanırım senin yaptığın..!?

    İnsanoğlunun aşkı keşfettiğinden bugüne değin, o keşfettiği aşkı tarif etmek için, kim bilir ne kadar farklı cümle üretmiştir..?
    Kim bilir ne kadar çok kitap yazılmıştır..?
    Sanırım(!), her çağda, insanların düşünce yapıları gelişip değiştikçe, aşkı da bir farklı yorumlayıp tarif etmişlerdir.
    O çağlarda yaşayan kültürler yok olup, kayboldukları halde, o günlerden günümüze, o dönemin aşka bakışı ve tarifinden esintiler ulaşmıştır.

    Bu nedenledir ki, günümüzde aşk dendiğinde kişilerin tariflerinde farklılıklara rastlıyoruz.
    Bu farklılıkların sebebi incelendiğinde; Senin de sözlerinde geçen bazı kavramların, kişilerin aşkı tarif ederken göz önüne aldıklarını görürüz.
    Mesela bunlardan en dikkat çekeni, "Namus" kavramı.
    Yine senin sözettiğin bir kavramı örnek olarak kullanmak isterim.
    "Töre" kavramı da aynı şekilde, aşkın tarifinde farklı yorumlara yol açan bir etken olmaktadır.

    Aslında aşkı anlatırken, onu tarif ederken, zaman ve mekandan bağımsız, hiç bir kavram ve düşünce yapısını dikkate almadan, hiç bir menfaat kaygısı olmadan (cinsellik de dahil), tam bir teslimiyet olarak düşünülmesi gerekir.

    Eğer, gerçek aşkı arıyorsak..

    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ediyorum yorum için,
    En uçtaki iki düşünceyi sorguladım sadece. Sorgularken de biraz ağzımı bozdum o kadar. Benim anlatmaya çalıştığım bize doğru diye dayattırılmaya çalışılan iki uç noktanın da yanlış olduğu. Evet dediğin gibi aşkı arıyorsan menfaati fırlatacaksın bir kenara. O üçüncü yol bu olabilir...

    YanıtlaSil
  3. Aşk önce körlüktür Özgür.Daha sonra
    ''emek ve sevgi''ile beslenirse
    sağlıklı bir ilişki olur.Daha sonra
    da saygı ile alışkanlığa dönüşür.
    Bu benim fikrim tabii.Bu ara da
    Ayşegül biraz hasta,grip oldu.
    Telefonla konuştuk,sana selamı var.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. aşk konusundaki her türlü görüş ve yoruma açığım. :D

    Çok geçmiş olsun ya. :(((
    Kötü bir durumu yoktur inşallah. Benden de ona selam söylersen çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  5. Aşkı her şekle sokuyorlar artık. Her kimin işine nasıl gelirse..
    Hangi ülkede aşkın hangi hali görünmüşse bize uyarlanıyor anında. Yabancı kliplerde yapılan o el kol hareketlerinin anında bizim gençler tarafındanda taklit edilmesi gibi.
    Aşklar günlük haftalık oluyor..televoleler, adı olan karakteri olmayan şahıslar ahkam kesip örnek oluyor insanlara.
    Herşeyi bozuyorlar, kirletiyorlar, anlamsızlaştırıyorlar. Ne var olma sebebi, ne vicdan, ne onur, yok oluyor...

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yaz,
Gönlünü ferah tutarak yaz,
Okuyan olmasa da yaz,
Sen yeter ki yaz...