28 Ekim 2009 Çarşamba

Açılım Gribi

Sevgilin mi var?
Ayrıl kardeşim.
Salak mısın sen ya düşmanını niye koynuna alıyorsun? Allah korusun o sevgilinle sarmaş dolaş oturmuş vaziyetteyken ya hapşıracağı tutarsa...
Şimdi senin bir sürü dostun, arkadaşın da vardır.
Sen tutup bunlarla utanmadan görüşüp, sosyal ortamlarda buluşuyorsundur da.
Yetmezmiş gibi tokalaşıp, kucaklaşıyorsundur...
Öldürüyor bunlar seni ya, niye anlamıyorsun kardeşim katilin bunlar senin.
Bana inanmıyorsan aç televizyon izle.
Televizyona çıkan bütün doktorlar bas bas bağırıyorlar, öpüşmeyin, depişmeyin, tokalaşmayın, kucaklaşmayın. Virüs bulaşıyor.
Hatta mümkünse bir odada iki kişi oturmayın, oturursanız da nefes almayın!
Ölürsünüz alimallah.

Evli misiniz?
O zaman hepten boku yediniz.
Bilmem kaç yıllık eşinizden ayrılmanız gerekecek maalesef.
Niyesi var mı kardeşim, aynı yatakta yatıyorsunuz nefesleriniz birbirine giriyor işte. Öldürüyor ya. Onun nefesinde virüs var. Ya yıllarca koynunda “Domuz” beslemişsin haberin yok haberin. Hani yatağa uyumak için girilir de, sen harbiden uyumuşsun be kardeşim.

Paranoyak bir millettik, (ki ben her zaman öyleyimdir.) şimdi duble paranoyak olduk.
Zaten ilk "Deli Dana" çıktığında anlamamız lazımdı ulan bu delirmiş hayvanlar bizi de delirtmesin şimdi diye hiç birimiz düşünmedik. Sonra şarbon illeti çıktı. Koyunlar da. Rahatladıydık bir ara sonra bu virüs baktı bu büyükbaş hayvanlarla olmayacak bu iş, hayvanlar ağır kalıyor, havadan saldırıya geçtiler.

Neydi onun adı?
Kuş Gribi.
Bir sürü tavuk öldürüldü, Unakıtan amcanın oğlu tavuk çiftliğinden köşeyi döndü. Korktum bütün kanatlı hayvanları öldürecekler diye ama sağolsun bizim kuşlar atıverdi bir anda virüsü üzerinden. Sonra başka bir hastalığımız oldu. Yepyeni laboratuardan yeni çıkmıştı o zamanlar.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi.
Nam-ı diğer Kene.

Hepsini bir yere kadar anladım da arkadaş biz domuz yemeyiz, bir çoğumuz domuz yiyenlerle (Turist) konuşmayı bile beceremeyiz. Ne çabuk tehlike oldu bu hastalık ya.
Yayılacak en son ülkelerden birisi olmamız lazım gelmiyor mu bizim?
Ya da hadi onu geçtim de, turistle en çok haşır neşir olan illerde bir tane bile vaka görülmemesi çok ilginç değil mi?
Bkz: Antalya, Kuşadası, Gavur İzmir...

Virüsümüzün adı da çok güzel H1N1.
Simetrik.
15 hayvan türünde etkili olabiliyormuş.
Biz şimdilik iki tanesini gördük. (Kuş Gribi, Domuz Gribi) Yani kaldı on üç tane. Bu da 13 yıl demektir. Ne hikmetse bu gripler bir yıl çıkıyor piyasaya sonra bir daha çıkmıyor. Ya da başka bir hayvana transfer oluyor. Bizde de maşallah hayvan bitmiyor ki arkadaş. Hangi kanalı açsan çıkıyor karşına bir tane.

Ya kafama takılan bir şey daha var. Farkında mısınız bu virüs gündemi ne kadar yakından takip ediyor? Ne zaman önemli kararlar alınacak bir anda yırtık dondan çıkar gibi çıkıveriyor piyasaya utanmaz. Ya tam açılım yapıyoruz zart diye gel sen Türkiye’nin gündemine yerleş.
Utanmaz!

Avrupa’dan gelecek Teröristlerimiz korktu gelmedi bu terbiyesiz yüzünden. Gelenler de belki kaçmıştır göremedim uzun zamandır.

Ben karar verdim bir daha ki seçimde oyumu H1N1 virüsünden yana kullanıyorum. Dünyaya hükmederiz şerefsizim. Virüs geçecek mikrofonların karşısına, dediğimi yapın yoksa alayınızı hasta ederim diyecek. Bak bakayım karşında Amerika mı kalıyor, İsrail mi kalıyor. Kapına köle olurlar köle. Ermeni diasporası kahrından ağlar be.

Nasıl ama "Zehir" gibi siyaset değil mi?
Ama onun da aşısını getirdiler be kardeşim. Kısa sürdü bizim virüsün siyasi hayatı...

28.10.2009
Mr_Lonely

E41EA840D27E2102103CE218025AFBC0EB10690F

16 yorum:

  1. Hani derler ya ,"güleriz ağlanacak halimize" beni ayıplama ne olur? Kırıldım gülmekten okurken. Konu çok acı çok, ama öyle güzel yazmışsın ki be oğlum,ne yapayım çok güldüm valla.
    Şaka bir tarafa öyle komplo teorileri geliştirmeye başladık ki biz ailecek; diyoruz ki, bunlar bizim dostluk misafirferverlik ve sarılıp öpüşerek sevgimizi gösterdiğimiz geleneklerimize de mi el attılar ne? Öpüşemez olduk kapıdan giren konuklarımızla. Dahası eve konuk kabul etmeyeceğiz yakında ve hatta yolda gördüğümüz ve sevdiğimiz dostlarımıza arkamızı dönüp gideceğiz yakında ya domuz gribiyse diye.
    Ve dediğin gibi ne hikmetse hiç domuzla muhabbeti olmayan bizde yayılmaya başladı bu meret.Üstelikte ilkokul seviyesinde, yani en zayıf noktamız çocuklarımızda çıkıyor ve yine, ne hikmetse domuz gribi aşısı alındığı, iki gün içinde ülkede olacağı haberinin hemen ertesi gününde. Bu domuzların bize bir kastı var ama ne? Ha bir de, çok tehlikeli olan bu hastalığa yakalanan onca çocuk evlerinde ayakta tedavi görüyor. Çok çabuk bulaşan bu hastalığa karşı aileler nasıl tedbir alıyorsa evde kendi başlarına? Ya evde yeni doğmuş bebeği varsa o ailenin ona bulaşması nasıl önleniyorsa? Ve yine ne hikmetse dağdan gelenlere tepki ayyuka çıkmışken bir anda pat diye ülke domuz gribinden dökülüyor patır patır.Domuzlar da mı pkk lı ne? Onlara kızdık diye tepetaklak etti milleti... Yetmedi tam bu kargaşada 4,5 ay önce sahteliği kanıtlanmış belgenin aslını 'buldumm' diye çıkıveriyor biri daha. İlgilenmeyin kardeşim bizim yaptıklarımızla yoksa domuza çeviririz sizi diyorlar herhalde...

    Kısacası bir komedi kondu sahneye oynanıyor ve biz de seyrediyoruz milletçe. Hadi hayırlısı.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Estağfurullah niye ayıplayayım gülüp eğlenelim diye yazdım zaten.
    Oldum olası zaten ben inanmıyorum bu yapay hastalıklara. Biyolojik bir savaştan ibaret. virüs çıkıyor bir kaç bin insan ölüyor sonra Amerika'nın zeki! bilim adamları çaresini buluveriyor. Çok ilginç.

    Teşekkürler yorum için.

    YanıtlaSil
  3. Şimdi sana bir komplo teorisi yapayı mı?Yapayım yapayım:D Bir
    dergi, bu virüslerin Amerika'da özel labratuarlarda üretildiğini,
    kobaylarda denendikten sonra,üçüncü
    dünya ülkelerine gizlice sokulduğunu ve daha sonra da ilaçlarının ihracat yoluyla büyük vurgunlar kazandığını (Dollars)
    yazıyordu.Walla komplo moplo ama
    neden olması işte:DDD

    Cumhuriyet Bayramı'mımız kutlu olsun.Yobazlar,elhabibler,bölücü ve
    işbirlikçiler bu vatanı bölemeyecek
    biz bekçiler böldürmeyeceğiz++

    Sevgilerrr

    YanıtlaSil
  4. Ayşegül;
    O senin dediğin komplo teorisi değil ki. Gerçeğin ta kendisi.
    Amerika'nın elinde bir sürü biyolojik silah olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz. Ekonomik krizden zor günler geçiren Amerika, diğer para birimleri karşısında ezilip giden dolar...
    Yani üzerlerinde bu kadar kara bulut varken ekonomilerine nefes aldırabilecekleri tek silahları kaldı o da sağlığımız. Nasıl bu komplo teorisi olabilir ki?

    Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...

    YanıtlaSil
  5. Aferin sana Özgür,Cumhuriyet Bayramımızda geyik yapmışsın:)
    Çınar abla ve Ayşegül gerekli ve
    önemli tespitlerde bulunmuş.Senin
    yorumlarında destekleyici nitelikte
    Çınar ablaya yaptığın yorumu gördüm
    ve diyorum ki,yürü CHE kim tutar
    seni:))

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Benim yaptığım her yorum görüşümü bildirdiğim cümlelere birer noktadır sadece.
    Tüm yazılarımı okuduğun da Atatürkçülüğü, tüm yorumlarımı okuduğun da Cumhuriyeti görürsün.
    Eğer hepsini okursan da Atatürk'ün Cumhuriyetini görürsün.

    Onun için ayrıca bir Cumhuriyet Bayramı postu yazmama gerek kalmadı. :D

    Teşekkür ederim yorum için. :D

    YanıtlaSil
  7. Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.. Ata'mızı,aziz şehit ve gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.

    YanıtlaSil
  8. Bütün yazdıklarınıza katılıyorum. Ben de bu ve benzeri bütün olayların ülkemiz ve insanlarımız üstüne oynanan oyunlar olduğuna inanıyorum. Ve teşekkür ediyorum bu yazınızdan ötürü ki bir tek ben paranoyak değilmişim :) Ve şuna inanıyorum, ülkemiz üzerine ne kadar çok oyun oynanırsa oynansın onları bir şekilde alt etmenin yolunu bulacaktır bu millet. Sevgiler. Herkesin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  9. Paranoya bir hastalıktır. Ben hastalık derecesinde paranoyak bir insan değilim. :D
    Ama her insanda birazcık bu rahatsızlık olmalı diye düşünüyorum... :D
    Faydası oluyor genellikle.

    Teşekkürler yorum için..

    YanıtlaSil
  10. Abartıya güzel bir örnek olmuş.:)

    YanıtlaSil
  11. Merhaba Özgürcüm;

    Hay ağzına sağlık..
    :))) doyasıya güldürdün, anlatış tarzınla.. :)
    Çok teşekkürler..

    Benim de anlamadığım, anlamakta güçlük çektiğim; Bu adamların, yani başımızda seçip, baştacı ettiğimiz, her boktan anlayan ve bize de anlatan kişilerin anlattıkları..
    Adamlar çıkıyorlar, -çoğunu sen söyledin zaten- sinemaya, tiyatroya, bara-pavyona, yani kalabalık kitlelerin olduğu yerlere sakın gitmeyin diyorlar..
    Ama, bir Allah'ın kulu da -diyanet işleri başkanı da O'nun kulu ise eğer- çıkıp, hiç olmazsa bir müddet namazlarınızı evde kılın, camilere gidip de, bu hastalığı başkalarına bulaştırmayın veya kendiniz bu virüse maruz kalmayın, demiyor..

    Acaba, camilere giriş izni yok mu bu virüsün..?
    Demek ki, F. efendi Amerikada bu işlerle meşgul oluyor..
    Virüs oradaki laboratuarlarda üretilirken, camilere giriş vizesinin verilmemesini sağlamış olmalı..
    Yoksa, neden bizim değerli(!), bilgili(!) ve de pek sayın(!) büyüklerimiz camilerimizi diğer saydıklarının arasında saymasın..?
    Bir bildikleri var ki, onu uyguluyorlar..

    Ben de, buna takmıştım..
    Söyledim rahatladım..
    Sanki çok büyük bir iş becermişim gibi..!

    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  12. Çok büyük bir iş becerdin tabii ki de. Bir şekilde bir yerlerde sesimizi çıkarmamız, bir şeyleri dile getirmemiz gerekiyor. Birileri mutlaka okuyor bunları. Hiç kimse bakmıyor dahi olsa google aramalarında rastgele denk gelen birisi bile okuyordur yani.


    Bir de camii açıklamasına gelince, orayı Allah korur ekstra korunmaya gerek yok. :D
    Camiilere giren bir vatandaş bir anda nurlanıyor hiç bir hastalık tesir etmiyor.
    Neyse bu konu üzerinde durmayalım fazla adımız dinsize, kafire çıkacak taşlayacaklar bizi. :D

    YanıtlaSil
  13. Helal olsun sana genç CHE.:)
    Dostlukla kal.

    YanıtlaSil
  14. Teşekkürler...

    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  15. ne diyeyim bende bi dahaki seçimde H1N1 virüsünden yana kullanacağım oyumu:)

    YanıtlaSil
  16. Zehir gibi siyaset yaparız o zaman.
    Askerlerimiz de bilim adamları olur artık. :D

    YanıtlaSil

İçinden geldiği gibi yaz,
Gönlünü ferah tutarak yaz,
Okuyan olmasa da yaz,
Sen yeter ki yaz...